Beyaz Adam Erdoğan! Etiyopya’da Türk okullarını kapatın demiş…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki ayda ikinci kez Afrika turuna çıkacağını öğrendiğimde bir ürperti aldı içimi. Belli ki Kasım’da Ekvator Ginesi’nde Afrika Birliği Zirvesi’nde yaptığı gibi buralarda vazife yapan eğitim gönüllülerini, barış köprülerinin mimarlarını karalayacaktı gittiği ülkelerde.

Beyaz Adam Erdoğan! Etiyopya’da Türk okullarını kapatın demiş…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki ayda ikinci kez Afrika turuna çıkacağını öğrendiğimde bir ürperti aldı içimi. Belli ki Kasım’da Ekvator Ginesi’nde Afrika Birliği Zirvesi’nde yaptığı gibi buralarda vazife yapan eğitim gönüllülerini, barış köprülerinin mimarlarını karalayacaktı gittiği ülkelerde.

Hemen hatırlayalım, Erdoğan 21 Kasım’da: “Eğitim ve insani yardım adı altında casusluk ve her türlü bilgi paylaşımı yapan örgütler” hakkında uyarmış, sözüm ona aydınlatmıştı Afrikalı muhataplarını. Bugün de Etiyopya’da gönüllülerin yurtdışında açtığı okulların kapatılması ve bunların yerine Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı kurumların açılması için teklif götürdüğünü iletti görüştüğü yetkililere. Dediğine göre MEB bu yöndeki çalışmalarını tamamlamak üzereymiş. Ne yalan söyleyeyim Erdoğan’ın son sözlerini duyunca rahatladım. Hatta laf aramızda hafiften bir de tebessüm oturdu ifademe. Neden mi? İzah edeyim:

Evvela, yüzyıllardır ‘Beyaz Adam’ın yönetim ve buyrukları altında inlemiş Afrika’da Erdoğan’ın bu teklifi son derece itici karşılanır. Zira beyefendi aslında Afrikalı muhataplarının aklını yok saymış; onlar için neyin iyi neyin kötü olduğuna zat-ı şahanelerinin daha isabetle karar verebileceğini söylemiştir onlara. Çoğu 1960’larda eski sömürgecilerinden bağımsızlığını kazanmış Afrika ülkeleri için Erdoğan bölgeye epey bir gecikmeyle avdet etmiş ve kendilerine acı geçmişlerini hatırlatacak şekilde üsttenci bir dille doğruyu ve yanlışı talim eden bir diğer Beyaz Adam oluvermiştir aslında birden bire.

Bugün Afrika kıtası uluslararası toplumca tanınan 54 ülkeden müteşekkildir. 20-25 yıl gibi kısa bir süre zarfında neredeyse artık dünyanın her yerine ulaşan gönüllü eğitim hizmetleri Afrika’yı da unutmamış, buradaki nesilleri ilim ve irfanla donatma görev ve sorumluluğuna katkıda bulunmaya başlamıştır çoktan. Hizmet Hareketi, Erdoğan ve yakın çevresi tarafından bir örtbas gayretkeşliğiyle ‘hain’ ilan edilmeden önce bu coğrafyadaki faaliyetleriyle hemen herkes tarafından Türkiye açısından önemli bir yumuşak güç (soft power) unsuru olarak da görülüyordu. Şimdi zaman değişti ve Türkiye’de iktidar bırakın onları kendisine ve insanlığa yardımcı görmeyi, bir numaralı düşman addediyor. Bunun da bir sonucu olarak da artık çoğunlukla sert gücüyle (hard power) buralarda var olma gayreti içinde. Bunun da önemli bir uygulayıcısı elbette bölgedeki diplomatik temsilcilikleri. Dışişleri bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin kıtada bu şekilde 35 temsilciliği bulunuyor. 54 ülkede 35 temsilcilik! Bu ne demek? Türkiye, Afrika’nın önemli bir kısmına henüz bir diplomatını dahi gönderememiştir. Her ülkede okul açılabilmesi ancak fevkalade bir planlama ve şişkin bütçelerle bile uzun yıllar alacak bir proje olabilir. Peki Afrikalılar “zahmet etmeyin sayın cumhurbaşkanı, bizim zaten okullarımız var” derlerse ne yapılacak? Gel de gülme.

Ayrıca, kimileri savaş, pek çoğu açlık ve hastalıklarla boğuşan bu ülkelerde gönüllülük ile yapılabilmiş hizmetler, memurluk esasına bağlı olarak da sürdürülebilir mi? Söz gelimi şu an fiili çatışmaların yaşandığı Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Mali, Somali, Nijerya… gibi yerlerde ya da dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Nijer, Burundi, Liberya gibi ülkelerde hangi MEB öğretmeni gidip okul işletmeciliği ya da eğitimcilik yapmayı isteyecek? Lütfen, öyle gizli saklı değil ayan beyan kameralar önünde 1000 odalı sarayları ‘milli itibar’ sayan, 700 bin liralık saati ‘hediye’ kabul eden, eş-dost-akraba kayırmacılığını da ayetlerle izaha kalkışan bir zihniyetin sırtına bohçasını vurup bilinmedik diyarlara Türkçe, Fizik, Matematik… öğretmeye gidebileceğine ihtimal verdiğinizi söylemeyin. Kupon arazi avlamaya, AVM yeri paylamaya benzemez eğitim-öğretim işleri! Hizmet etmeye gittiği Tanzanya’da bir trafik kazasında şehit olunca oradaki okulun bahçesine gömülmeyi vasiyet eden Erkan Çağıl olmayı gerektirir. Ya da İstanbul-Ulan Batur arasını yıllarca kargo uçaklarıyla gidip gelen, belki birkaç yüz dolar maaşını maddi zorluklar nedeniyle alamayınca da kendisi taksi şoförlüğü yapan, eşi de el işleri yapıp satan ama hizmet mahallini terk etmeyen ve nihayet bir tohum gibi Moğolistan’ın bağrına düşen Adem Tatlı gibi olmalı bu işin kahramanları.

Nihayet, hiç tasalanmayınız. Beyaz Adam yine kaybedecek.

MUSTAFA EDİB YILMAZ -[HABER YORUM] ZAMAN
22 Ocak 2015, Perşembe

Yorum Yapın