‘Elmas’ ruhlu öğretmenin Kırım’dan Kenya’ya uzanan vefa hikâyesi

“Kırım Türküyüm, Özbekistan'da doğdum, İstanbul'da okudum, Kenya'da Türk Koleji'nde öğretmenim.” diyor, bütün hayatını bir cümleye sıkıştırırcasına.

‘Elmas’ ruhlu öğretmenin Kırım’dan Kenya’ya uzanan vefa hikâyesi

“Kırım Türküyüm, Özbekistan’da doğdum, İstanbul’da okudum, Kenya’da Türk Koleji’nde öğretmenim.” diyor, bütün hayatını bir cümleye sıkıştırırcasına. Türkçe yasak edilmişti, Türklük ise dışlanmış bir tanımdan ibaretti onun için. Sovyet Rusyası’nın son demleriydi. Ve bir bahar günü ‘Onlar’ gelmişti…

Yıllar hızla akıp gitti. İlk aklına gelen şey “vefa” olmuştu. Kaderin bir cilvesi, Türkçe’nin yasak olduğu diyardan Kenya’ya Türkçe Öğretmeni olarak gidecekti. Bir vefa yahut bir emel için beşerin en mazlum diyarınaydı hicreti. Birileri siyah kıtanın elması için diş bilerken; o, adı gibi pak bir gaye uğruna gitti Kenya’ya.

Elmas Tazegül, Kenya’da Türk Okulu’nda bir öğretmen. “Aslen Kırım Türkü’yüm. Özbekistan’da doğdum, Kırım’da büyüdüm. Üniversite’yi İstanbul Üniversitesi’nde okudum. Şu anda Kenya’dayım.” diye özetliyor hayatını. Türkçe konuşmanın yasak olduğu bir dönemde Türkiye’den okul açmaya gelenlerle tanışan Elmas Öğretmen, Kenya yolculuğunu şöyle anlatıyor:

“Türkiye’den gelenleri görünce şaşırmıştık. ‘Anne-baba’, ‘sağ ol’ diyorlardı. Bize Türk olduğumuzu söylemişlerdi. Ailem dahi bunu kabullenmiyordu. Çünkü Sovyetler Birliği’nde Türk’ün kötü bir imajı vardı, “Gelişmemiş” anlamında kullanılıyordu. Özellikle babam, “Biz Türk değiliz” diye ciddi bir tepki göstermişti. Ama hoşumuza gitmişti bu ortak yanımız. Henüz 12 yaşındaydım. O zaman Türkiye’den gelen hocalarımız sadece erkek okulu açmıştı ilk başta. Ama boş durmadılar; köyleri, kasabaları gezdiler. Kurslar açarak bizimle iletişime geçtiler. Bizi yetiştirdiler ve bugünlere getirdiler. Liseden mezun olduğumda, bir hocamız annemle konuşarak Türkiye’de okumamı önerdi. Annem, “Hala anlayamıyorum, nasıl evet dedim. 16 yaşındaki bir kız çocuğunu, hiç tanımadığım insanlara ‘buyurun’ dedim ve yolladım seni” diyor. Nasıl bir güven vermişlerse hiç arkasına bakmadan, “Acaba kızımı nereye götürüyorlar?” demeden “Buyurun” diye yollamıştı. Hazırlandım, üniversiteyi kazandım. Önce Kırım’a, sonra buraya geldim. Vefa borcunu ödemeye çalıştım. Ama ödedim diyemem.”

http://www.zaman.com.tr/

ZAMAN.COM.TR
30 Ocak 2015, Cuma

1762 izlenme

Yorum Yapın