Afrika’nın makûs talihini yenen kurumlar: Türk okulları

Nijerya’daki Türk Okulları'nda görev yapmış olan arkadaşım Hasan Aygün Bey’in hatıra ve tespitlerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Hasan Bey, Afrika’daki Türk Liseleri’nin kıta halkı için ifade ettiği manayı şu sözleriyle anlatıyor:

Afrika’nın makûs talihini yenen kurumlar: Türk okulları

Afrika’da misyonerlerin açmış olduğu 40.000’den fazla müessese var. Bu kurumların büyük kısmı anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerden müteşekkil. Ayrıca açılmış olan misyon hastaneleri de mevcut. Sayıları yüz binleri bulan kiliseler ise bu rakama dâhil değil. Batı, 400 yıldır Afrika’da yılmadan, bıkmadan dini ve kültürel faaliyetlerde bulunuyor. Neticesini de alıyorlar. Afrika devletleri, bugün din kardeşliğinden kaynaklanan ittifaklarıyla kendilerini yüzyıllarca sömüren Batı devletleri ile ortak iş yapmaya devam ediyorlar. Daha da önemlisi kıtada 20. asrın başında en çok mensubu olan din İslam iken, bugün birincilik makamında Hristiyanlık oturuyor. Özellikle devlet ricalinin büyük kısmı doğru dürüst eğitimin verildiği başka kurum olmadığı için Kilise Okulları’nda okumuşlar. Pek çoğu Hristiyan olan bu insanlar, misyon okullarında okurken din değiştirmişler. Afrika ülkelerinin devlet başkanları arasında annesi-babası Müslüman ama kendisi Hristiyan olanlar var.

Misyonerlerin bunca faaliyetine mukabil Müslümanlar da az sayıda İslami okullar açmışlar. İslami okullarda Kuran-ı Kerim, Hadis ve Tefsir dersleri veriyorlar. İslami okulları bitiren öğrencilere, pozitif bilimleri okumadıkları için birçok ülkede üniversite imtihanına girme hakkı verilmiyor. Bu yüzden İslami okullara yeterli talepte olmuyor. Hal böyle olunca Müslümanlar da çocuklarını misyoner okullarına göndermek zorunda kalıyor.

Türk Lisesi’nde Okumanın Haklı Gururu

Okullarımız daha iki binli yıllarda açılmış olmalarına rağmen verdiği nitelikli eğitimle ve yetiştirdiği güzel ahlaklı öğrencilerle Afrika’da göz dolduruyor. Kısa sürede bulundukları her ülkede en iyi okul olma vasfına eren kurumlar parmakla gösteriliyor. Köklü kurumlarla yarışıyor olmalarına rağmen üniversite ve olimpiyat sınavlarında neredeyse rakipsizler. İnsanlar tarafından Türk Lisesi’nde öğrenci olmak çok önemli bir meziyet olarak kabul ediliyor.

Bütün bunların yanında Türk Liseleri’nin en önemli faydası Afrika’daki eğitim tekelini kırıp Kilise Okulları’na alternatif olmaları. Artık Afrikalılar eğitim hususunda Batının kendileri için çizdiği istikametin mecburi olmadığını, farklı ve kaliteli alternatiflerin de bulunduğunu biliyorlar. Bulundukları ülke ve şehirlerde umut olan Türk Okulları, bundan sonra Afrika’da biz de varız diyorlar. Okullar, yetiştirdiği kendi kültürüyle barışık, ilminden güç alan, ahlaklı insan tipiyle kıta insanının makûs talihini yenecek gibi görünüyorlar. Okulların, bulundukları coğrafyada oluşturduğu müspet tesiri yaşanmış birkaç örnekle ifade etmek istiyorum.

Okullarımızda çalıştıracağımız öğretmenlerin alımı için imtihan yapmıştık. Yaptığımız imtihana. 650 öğretmen müracaat etmişti. Bu sayının sadece beş tanesi Müslümandı. Arkadaşlarıma neden Müslüman öğretmen sayısı bu kadar az diye sorduğumda “Eğitimin büyük bir kısmını misyoner okulları oluşturuyor. Bu okullar kesinlikle Müslüman öğretmen çalıştırmıyor. Dolayısıyla Müslümanlar iş bulamadıkları için meslek olarak öğretmenliği tercih etmiyorlar.” dediler. Ama okullarımız mezun vermeye başladıktan sonra bu durum değişti. Şimdi mezun olan öğrencilerimiz okullarımızın varlığına bakıp, gönül rahatlığıyla eğitim fakültelerini tercih etmeye başladılar.

Türk Okulları’nın, Kilise Okulları’nın tekelini kırdığını ifade adına farklı bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir veli çocuğunu okulumuza kayıt ettirmek için getiriyor. Müdür bey kendisine okulda yer olmadığı için çocuğunu alamayacağını söylüyor. Veli “Yatağını ben getireyim, ranza yoksa yerde yatsın, sınıfa sıra koyayım, sıra koyacak yeriniz yoksa ayakta ders dinlesin ama bana bu çocuğu alamam demeyin.’’ diyor. Ve birden ağlamaya başlıyor. Müdür bey neden ağladığını kendisine sorduğunda:

Bu Okulda Okumaya Devam Edersem Hristiyan Olacağım

“Ben çocuğumu misyoner okullarından birisine pazarlık ederek verdim. Çocuğuma kesinlikle Hristiyanlık telkininde bulunmayacaksınız dedim. Tamam dediler, bana söz verdiler. Fakat kısa süre sonra çocuğum, baba okulda öğretmenlerim Hristiyan olmam için bana baskıda bulunuyorlar diye şikâyette bulundu. Gittim kendileriyle konuştum. Bir daha olmayacak diye özür dileyip, söz verdiler, Fakat değişen hiç bir şey olmadı. Geçen hafta çocuğum eve geldi. Ben artık o okulda okumak istemiyorum. Sadece öğretmenlerden değil artık arkadaşlarımdan da baskı görüyorum. Eğer devam edeceksin derseniz Hristiyan olacağımdan korkuyorum” dedi.

“Okulu bırakmasına bırakacaktık ama sonrasında ne yapacaktık? Bu çocuk nerede okuyacaktı? Bu okulun vereceği bilime ihtiyacımız vardı. Fakat tehlikenin bu kadar büyük olduğu yerde onu tutamazdık. Ben böyle kara kara düşünüp bu meseleye çözüm ararken ortağım: ‘’Şehrimize Türkler okul açtılar. Kilise Okulları’ndan çok daha başarılılar. Üstelik bunlar Müslümanlar ve güzel insan yetiştiriyorlar. Hiç düşünme gözü kapalı çocuğu götür, onlara teslim et. Eminim çok memnun kalacaksın.’’ dedi. Ben o sevinçle buraya geldim. Ama siz bana yer yok diyorsunuz. Ben şimdi nasıl çocuğumu götürüp eski okuluna bırakırım? Bu bir babanın evladını ateşe atması demek değil midir? Benim yerim de olsanız siz ne yapardınız? Benim gibi oturup ağlamaz mıydınız?” diyor.

Aynı bağlamda okullarımızda görev yapan Afrikalı bir öğretmenin başından geçenleri de anlatmak yerinde olur kanaatindeyim. Farklı bir şehirdeki okullarımızdan bir tanesini ziyarete gitmiştim. Müdür odasına girerken müdür yardımcısının yanından geçiyorduk. Her geçtiğimizde müdür yardımcısı ayağa kalkıp, temennada bulunuyor ve bana büyük hürmeti olduğunu göstermeye çalışıyordu. Müdür beye ‘’Hocam kendisine söyleseniz de bana böyle davranmasa’’ dedim. Müdür bey cevaben ‘’Hocam biz onunla her gün beraberiz. Sadece size değil buradaki tüm Türklere aynı hürmeti gösteriyor. Biz de rahatsız olduğumuzu, böyle yapmaması gerektiğini kendisine defalarca söyledik. O ise bize cevaben, ben bu hürmeti boş yere göstermiyorum bunun bir sebebi var dedi ve şunları anlattı:

İngilizceyi ve Fransızcayı ana dilim gibi bildiğim ve branşında başarılı bir öğretmen olduğum halde sırf Müslüman olduğum için iş bulamıyordum. Misyoner okullarından bir tanesinin öğretmen alımı sınavına girdim. Birincilikle kazandım. İmtihanı kazandığımda ekonomik durumum çok kötüydü. Eşim ve çocuklarım var. Bundan sonra bir işim olacak onlara bakabileceğim diye sevinirken çalışacağım okulun müdürü bana:

“ Seni başarından dolayı tebrik ediyorum. Ancak biz bu okulu Hristiyanlığa hizmet etmek için açtık. Burada Müslüman öğretmen çalıştırmak istemiyoruz. Aslında bu işe ikinci olan kişiyi de alabilirdik. Ama sana bir şans vermek istedik. Hristiyan olursan seninle çalışabiliriz. Yoksa bizimle çalışamazsın. Sana bir gün süre, düşün kararını bize bildir, dedi. Böyle bir teklif karşısında ne diyeceğimi şaşırdım. Camiye gidip namaz kıldım. Ağlayarak Rabbime yakardım, Allah’ım bana bir çıkış yolu göster dedim. Camiden çıkıp eve dönerken yeni açılmakta olan Türk Okulunu gördüm. İçeri girip Müdür Beyle görüşüp kendisinden iş istedim. Bana tam da bizim ihtiyaç duyduğumuz insanın sen dediler ve iş verdiler.

Sizi, Bize Allah Gönderdi

Eğer bu okulu açıp beni işe almasaydınız ne yapardım bilemiyorum? Bir tarafta ailem, diğer tarafta inancım ikisinin arasında sıkışıp kalmıştım. Sizi, bize Allah gönderdi. Allah hepinizden razı olsun benim ve çocuklarımın imanını kurtardınız. Neslimize hizmet ediyorsunuz. Ben bu yüzden size karşı bu kadar hürmetkârım, müsaade edin de bu kadar olsun sizin yaptıklarınıza ben de karşılık verebileyim’ dedi

 

Arif Özutku
www.Turkokullari.net
Twitter: https://twitter.com/arifozutku

Yorum Yapın