‘Beyaz adamlar’ neyi satın almak istiyor?

Türk Okulları’nın satın alınabileceğini söyleyen Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç’a, Kızılderili reisi Seatle’ın cevabını hatırlatıyoruz: “Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzünün maviliği, toprakların sıcaklığı nasıl satılabilir?”

‘Beyaz adamlar’ neyi satın almak istiyor?

Mozambik, gelişmekte olan güzel bir Afrika ülkesi. Kıtanın güneydoğusunda, 25 milyonluk nüfusuyla önemli bir aktör olmaya aday. İsminin Arap seyyah ve tüccar Musa bin Mik veya Musa el Bik’ten esinlenerek verildiği rivayet edilen ülkede Türk gönüllülerce açılmış yedi eğitim kurumu bulunuyor. Bunlardan biri; anaokulu, ilkokul, kız ve erkek lisesinden oluşan Willow Eğitim Kompleksi (Willow International School). Diğeri de Matola’daki Yavuz Selim Eğitim Merkezi.

Willow, ulusal ve uluslararası birçok başarıya imza atmış durumda. Bu başarılardan bazıları şöyle: Amerika’da 2014’te yapılan proje olimpiyatlarında altından bronza kadar toplam beş madalya. Romanya’da 2014’te yapılan Dil Olimpiyatları’nda altın madalya dâhil toplam altı madalya. 2014’te ABD’de yapılan ISWEEEP proje yarışmalarında iki madalya. Türkiye’de yapılan 2014 INEPO yarışmalarında iki madalya. Diğer Türk Okulları’nın başarıları da zaten dünyaca malum.

Yavuz Selim Eğitim Merkezi’nin kuruluş hikâyesi ise çok ilginç. Başkent Maputo yakınındaki Matola şehrinin yoksul bir mahallesinde sazdan yapılmış küçük bir cami vardır. Matola’da yaşayan eğitim gönüllüleri buraya gidip gelmeye başlar ve imamla tanışır. Sazdan cami çok eski olduğu için ihtiyaca cevap veremiyordur. İmam, eğitim gönüllülerinden caminin yenilenmesini, sazdan yeni bir cami yapılmasını talep eder. Türkiye’den gelen işadamlarından biri betonarme bir cami yapma vaadinde bulunur. Neticede çok güzel bir cami inşa edilir. Caminin günlük giderleri ve imamın maaşı Mozambik’teki eğitim kurumları tarafından karşılanır. Daha sonra camiye gidip gelen gençler için çalışma salonları ve kütüphane inşa edilir.

Bir müddet sonra, yoksul mahalle halkı için Türk girişimcilerinin sponsorluğunda bir aşevi yapılır. İlerleyen zamanlarda, bu güzel hizmete ortak olmak isteyen yerli halktan Hindistan kökenli Müslümanlar da aşevine sponsor olmaya başlar. Sonuçta ortaya Yavuz Selim Eğitim Merkezi gibi insanların her türlü ihtiyacını karşılayan bir müessese çıkar.

26 Ocak 2015’te Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, yurtdışındaki Türk Okulları’yla ilgili şöyle bir beyanda bulundu: “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının katkısıyla kurulmuş şirket şeklinde ya da dernek şeklinde, Türkiye’den yönetilen veya o ülkelerde ortaklıklar kurmak suretiyle açılan ticari amaçlı okullar var. Bunların her birine müdahale etmek hukuken mümkün değil. Biz hukuk içerisinde kalacağız. Biz kalmazsak o ülkelerin kendi yasaları var. Onların hukuku içinde meseleye bakmamız lazım. Kaldı ki biz Türkiye Cumhuriyeti devletinin laik ve sosyal olduğu kadar bir hukuk devleti olduğuna da inanıyoruz. Dolayısıyla yapacağımız çalışmanın da hukuk devleti ilkesine uygun olması gerekir. Bir şirkete zorla el koymak zaten mümkün değil, doğru da değil. Şirketlerin devralınması veya satın alınması suretiyle bu okullardaki eğitim faaliyetlerinin devam etmesi düşünülebilir. Veya bunun dışındaki formüller de dikkate alınabilir. Ama biraz önce söylediğim gibi ana hatları çizilmiş fakat detaylandırılmamış bir çalışma ile karşı karşıya kaldık. Bunu önümüzdeki Bakanlar Kurulu toplantılarında olgunlaştıracağız.”

Bu beyanla ilgili bazı konulara açıklık kazandırmak gerekir. Amacımız hata-sevap cetveli hazırlamak değil. Birincisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurtdışında okul açmasına aklı başında olan hiç kimse itiraz etmez. Her ülkede bir değil, keşke 5 okul açsalar. Anadolu insanının sesi, soluğu, dili, kültürü ne kadar çok insana ulaşırsa o kadar mutlu oluruz.

İkincisi, bu okullar Arınç’ın dediği gibi genel olarak Türkiye vatandaşlarının katkısıyla kurulmuştur. Ama bu okullar Türkiye’den yönetilmiyor. Her okul, bulunduğu ülkenin kanunlarına tabi ve o ülkeye ait.

Üçüncüsü, Arınç’ın en büyük hatası, okulların ticari amaçlı kurulduğunu ifade etmesidir. Bu okullar yurtiçinde bile ticari amaçlı değil. Alınan ücretler sadece eğitim amaçlı ve öğretmenlerin maaşları için kullanılıyor. Kaldı ki amaç para kazanmak olsaydı okul yerine ticari bir işletme kurulur, okula yapılan yatırım yerine şirkete para yatırılır ve bu işten iyi para kazanılırdı. Amaç ticari olsaydı, Mozambik’te aşevi açmak yerine, Süleymaniye Camii’nin komşusu olan Osmanlı mirası Darüzziyafe Aşevi’nin AK Parti iktidarında lüks bir restorana çevrilmesi gibi, lüks restoranlar açılır, paraya para denmezdi. Ayrıca, öğretmenler de bu uzak diyarlara para kazanmak için gitmemektedir. Yazın Türkiye’ye tatile geldiklerinde çoğu ailelerinden borç alarak izinlerini tamamlayabilmektedir.

Dördüncüsü, Arınç bu okullara müdahale etmenin hukuken mümkün olmadığını itiraf ediyor. O yüzden, müdahaleye ant içenler, hukuk dışı yollara başvuracak, siyasi manevralara girecekler. Onlara “Vallahu hayrul mâkirin” ayetini hatırlatmakla yetiniyoruz.

Beşincisi, Arınç okulların satın alınma yönetimiyle devralınabileceğini söylüyor. Yani hukuken mümkün olmadığını ve siyasi entrikalarla da sonuç alınamayacağını fark edenler okulların satın alınabileceğini ifade ediyorlar. Öncelikle bu okullar, fedakâr Anadolu insanının katkısıyla açıldı ve bulundukları ülkelere zımnen hibe edildiler. Bazılarının yaptığı gibi kat kat kâr oranı verileceği vaadiyle insanlar hiçbir zaman kandırılmadı. Dolayısıyla bu okullar, bulundukları ülkenin malıdır. Yönetim eğitim gönüllülerinde, kontrol o ülkenin eğitim bakanlıklarındadır. AK Parti hükümeti kiminle pazarlık yapacak? Mozambik Eğitim Bakanlığı’na gidip “Bu başarılı okulları bize satın, biz onları 4+4+4 formülüyle taşımalı eğitime geçireceğiz” mi diyecek? Bu okulların satın alınması düşüncesi, Theodor Herzl’in Abdülhamid Han ile pazarlığını hatırlatıyor. Abdülhamid’in cevabını, Osmanlı’yı sevdiğini iddia edenler iyi bilir.

Yine satın alma düşüncesi, Kızılderili reisi Seatle’ın cevabını hatırlatıyor. 1854’te Amerikan Başkanı, Duwarmish Kızılderililerinin şefine bir mektup gönderip topraklarını satın almak istediğini söylüyor. Bunun üzerine Seatle, başkana şu mektubu gönderiyor: “Washington kentindeki büyük başkan bize silahlarla gelip topraklarımızı satın almak istediğini bildiriyor. Gökyüzü nasıl satılır ya da satın alınır? Ya toprakların sıcaklığı? İnsan, havanın tazeliğine, suyun şakırtısına sahip olmazsa onu nasıl satabilir? Siz onu bizden nasıl satın alabilirsiniz? Beyaz adam neyi satın almak istiyor? Gökyüzünün maviliği, koşan impalanın hızı nasıl satılabilir? Biz size bunları nasıl satabiliriz? Siz bunları nasıl alabilirsiniz? Havanın serinliğine ve suyun parıltısına sahip değilsek onları size nasıl satabiliriz?”

Öyleyse Anadolu insanının dişinden tırnağından biriktirerek açılmasına yardımcı olduğu bu okulları satın almak isteyenlere bir dizi soru da biz sorup cevapları varsa alalım:

-Anadolu insanının hamiyetperverliğini nasıl satın alacaksınız?

-Bu okullardaki eğitim gönüllülerinin fedakârlığını nasıl satın alacaksınız?

-Vatan hasretini, gurbet garipliğini nasıl satın alacaksınız?

-Her muhacirin karşısına Allah tarafından çıkartılan ensarın misafirperverliğini nasıl satın alacaksınız?

-Kafasına Kalaşnikof dayanmış öğretmenin yiğitliğini nasıl satın alacaksınız?

-Banditler tarafından işkenceye maruz bırakılan belletmenin civanmertliğini nasıl satın alacaksınız?

-Yurtdışında şehit olan öğretmenlerin ve ailelerinin şehadetini nasıl satın alacaksınız?

-Ayağını Bangladeş’te bırakan öğretmenimizin ayağına kaç para vereceksiniz?

-Öğrenciler yurtta güvende mi diye gece 3’te yurda gidip kontrol eden öğretmenin sıcak uykusunu nasıl satın alacaksınız?

-Yaşlı annesini komşulara emanet edip giden hamiyetperver Anadolu aslanlarının temiz hislerini nasıl satın alacaksınız?

-Hiçbir akrabasının cenazesine katılamayan, yetişemeyen öğretmenin hissiyatını nasıl satın alacaksınız?

-Yavuz Selim Eğitim Merkezi’nde Mozambikli fakirler için pişirilen yemeklerdeki samimiyet lezzetini neyle satın alacaksınız?

KEMAL ÖZDEN

Doçent Doktor, Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
7 Şubat 2015, Cumartesi

AKSİYON DERGİSİ

Yorum Yapın