Dünyayı saran Hizmet aşkı

Çeyrek asır evvel küçük adımlarla nahçıvan’dan yola çıkan eğitim kervanı, bugün 160 ülkeye ulaşıp gönüllere girdi. Şimdi öz yurdunda garip düşen fedakârlara dünya sahip çıkıyor.

Dünyayı saran Hizmet aşkı

Arşivler yalan söyler mi? Türkiye’de son dönemde Türk Okulları’na dair yürütülen ‘kara propagandayı’ da arşivlerle yüzleştirelim istedik. Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı resmî siteleri, okulları “örgüt, istihbarat merkezi” gösteren mevcut iktidarı yalanlıyor. Devletin arşivleri, Türk Okulları ve adanmış öğretmenleri hakkındaki methiye haberleri ve raporlarından geçilmiyor. Daha acısı, bugünlerde sınır ötesinde muhataplarına Türk Okulları’nı kötüleyenlerin bir-iki yıl önce bizzat ‘övgüler’ düzdüğünü gösteriyor.

Bir de üçüncü ülkelerin arşivleri var. Ankara’dan giden ‘O okulları kapatın’ taleplerine aksi yönde cevap verilmesi, okulların sınır ötesindeki sicillerinin de temiz olduğunu gösteriyor. Okulları kapatmak şöyle dursun, sahiplenmenin arttığı yansıyor ekranlara. Mesela, Romanya Eğitim Bakanı Remus Pricopie, önceki hafta “Ben de çocuklarımı bu okullara vereceğim.” diyerek hükümetinin Türk Okulları’na arka çıktığını dünyaya gösterdi. Afganistan Millî Eğitim Bakanı Asif Nang, savaşa rağmen Afgan gençlerini terk etmeyen gönüllü öğretmen ve Türk Okulları’nı minnetle andıklarını, ülkelerinde yeni okullar açılmasını istediklerini duyurdu. İftira kampanyasına karşı Nijeryalı mezunların hazırladığı video klip de izlenmeye değer. Dünün öğrencileri, bugünün akademisyen, işadamı ve bürokratları hep bir ağızdan “Bu okullar bizim, kimseye bırakmayız” diyor!

haberResim30582

Öz yurdunda ‘garip’ düşenlere dünyada sahip çıkanların listesini uzatmak mümkün elbette. Ancak bu fasılda gayemiz söylenenlerden ziyade yaşananları nakletmek. Zira kendi hükümetlerinin karaladığı, hatta ‘ajan’ ilan ettiği gönüllü öğretmenlere dünyanın sahip çıkmasının ardında pek bilinmeyen fedakârlık, adanmışlık destanı yatıyor. 1990’larda Orta Asya’dan başlayıp çeyrek asırda dünyaya uzanan adanmışlar kervanını anlatmak kolay değil. İşte aslını tarihin yazacağı bu destandan satırlara düşen üç damla, ‘Barış Okulları’ kitabından üç küçük kesit:

Anadolu’dan Nijer’e su taşıyanlar: Kuzeybatı Afrika ülkesi Nijer, 10 yıl önce dünyanın en fakir ülkesiydi. 13 milyonluk ülkenin yüzde 70’i açlık sınırında yaşıyordu. Bugün bu denklem eskisi gibi değil artık. 2003’te komşu Nijerya’dan gelen iki öğretmen ülkenin makûs talihini değiştirdi. Başkent Niamey’de açılan Bedir Türk Okulu, kısa zamanda, kaderine küsen halka umut ışığı oldu. Halkın teveccühü ile ilkokulun ardından ortaokul ve lise açıldı. 11 yılda öğrenci sayısı 40’tan 1500’e, okul sayısı 5’e yükseldi. Ancak bu adanmışlara yetmedi. Çünkü su, gıda, giyecek de yoktu Nijer’de. Ülkedeki su krizi bunaltıcı noktaya ulaşmıştı. Bırakın kullanma suyunu, içme suyu bile yoktu. Eğitimciler kafa kafaya verip bu derde çare aramaya koyuldu. İçlerinden biri ‘su kuyuları açalım’ dedi. İlk araştırmalarında 300 metreye inildiğinde temiz suya ulaşıldığını öğrendiler. Ancak bu derinlikten su çıkarmanın maliyeti bellerini büktü; 6 bin dolar! Türkiye’de hatırlı esnafların kapılarını çalıp yardım istediler. 2006’da 10 kadar su kuyusu açıldı. Ancak asıl patlama Kimse Yok mu Derneği’nin devreye girmesiyle oldu. Geçen 7 yılda susuzluğun yaşandığı 50 farklı bölgede 300 kadar su kuyusu açıldı. Anadolu insanının yardımıyla Nijer’e kazandırılan su kuyuları halkı biraz daha umutlandırdı. Gönüllüler yetindi mi? Elbette hayır! Su kuyularını Kurban’da et dağıtımı, Ramazan’da giysi yardımları izledi. Bir taraftan da ülkedeki Osmanlı bakiyesi Türklerin izini bulup Türkiye ile temasını sağladı Türk Okulları. Evlenemeyenlere düğün yardımı yaptılar, işi olmayanlara makine dağıttılar. Ardından gelen TUSKON zirveleri fakirliğin etkisini biraz daha kırdı. Nijer kendi ayakları üstünde doğrulmaya başladı. Anadolu insanını, okullarını ve öğretmenlerini her ortamda dualarla anan Nijerliler ‘birileri istiyor’ diye bu civanmertlere yüz çevirir mi, ‘Sizleri burada istemiyoruz’ der mi?

Everest’i aşan Ferhat’lar: Asya Kıtası’nın Nijer’i de Nepal’di. Dünya gündemine Everest Dağı ve Maocu gerillaların sürdürdüğü savaşla taşınan ülkede fakirlik, kıtlık diz boyuydu. Ülke dünyaya kapılarını kapatmıştı. Güvenlik endişesi ile devletler başkent Katmandu’da yerleşik elçi bulundurmuyor, bu ülkedeki işleri komşu ülkelerdeki sefirler üzerinden görüyordu. Türkiye de bu yolu izliyordu. Diğer açıdan mazlum Nepal adanmış eğitimciler için koşturulması gereken ülkelerdendi. İlk eğitimci 2001’de ayak bastı Katmandu’ya. Filipinler’deki Türk Okulları onu Nepal’e kovandan çıkan ‘oğul’ gibi uğurladı. Elinde bir küçük bavul, cebinde 400-500 dolar vardı. Hayalleri büyüktü ama… Filipinler’deki okulun bir benzerini burada açmaktı gayesi. İlk 4 ay kalacak ev bile tutamadı. Nepalliler diğer yabancılar gibi ondan da ürkmüştü! Ev bulamayınca bir tapınağa sığındı. Orada yatıp kalkıyor, ibadete gelenlerle iletişim kurmaya çalışıyordu. Beşinci ayında biri ona sahip çıktı. Ev verdi. O da Türkiye’deki dostlarına haber saldı: “Evi tuttum, okul için öğretmen ve para gönderin.”

Öğretmenler gelmeden, terk edilmiş bir binayı ucuza kiralayıp inşaata girişti. Ülkeye gelişinin yıl dönümünde elle gösterebileceği bir okul binası, sırtını dayayabileceği 2-3 öğretmen arkadaşı olmuştu. ‘Meridyen’ adını verdikleri Türk Koleji, 2002 yılında 100 öğrencisiyle başladı eğitime. Özverili öğretmenler, iki sene zarfında okulu 1500 yabancı kolej arasında ilk 5’e sokmayı başardı. Okulun sıra dışı başarısı halkın, devlet ricalinin teveccühünü artırdı. Sonraki 12 yılda öğrenci sayısı 1500’e, okul sayısı ikiye yükseldi. Ülkeyi uluslararası olimpiyatlarda başarı ile temsil eden Türk Koleji bizzat devlet tarafından sahiplenilmeye başladı. Everest’i aşıp Nepallilerin gönlüne giren Ferhat’lar, ülkede ‘yabancı’ görülmüyor artık.

“Almaya değil vermeye ilk kez siz geldiniz”: Yüzyılın depremi ansızın yakaladı Haitilileri… Sadece 41 saniye sürse de ardında devasa bir enkaz bıraktı. Taş üstünde taş kalmadı âdeta; okullar, hastaneler, devlet binaları yıkıldı. Karayipler’in yoksul ülkesi bir günde 100 yıl geriledi sanki. Olayın insani boyutu daha vahimdi! 10 milyonluk ülkede 1,5 milyon kişi evsiz kaldı, 200 bin kişi öldü, 300 bin kişi yaralandı. Bu felaket, 13 bin kilometre ötedeki Haiti’yi, adanmışların gündemine soktu. İlk etapta Kimse Yok mu Derneği’nin acil yardım ekibi düştü yola. Ardından yardımlarla gönüllüler izledi ilk gidenleri. Sahra hastanesi kuruldu, aşevi açıldı. Hatta cenaze ekibi oluşturuldu; sokaklarda kalan cesetlerin gömülmesine yardım edildi. Atlatılan ilk şokun ardından kalıcı yardımlara geçti adanmışlar. Önce tam teşekküllü bir hastane kurdular. O faaliyete girmeden ilk Türk Okulu’nun temeli atıldı. Gönüllülerin Haiti’yi, Haitilileri yeniden ayağa kaldırmak için sergilediği çaba Devlet Başkanı Michel Martelly’nin de gözünden kaçmadı. Gönüllüleri kabul edip gayretlerini takdirle karşıladı. Devlet Başkanı’nın o kabulde yaptığı konuşma adanmışların onca yorgunluğunu giderdi: “Türkler 13 bin kilometre uzaktan gelip zor durumdaki Haitililer için hastane, okul ve öğrenci yurdu inşasına girişti. Haiti tarihinde son 5 asırdır ilk kez birileri karşılık beklemeden bize bir şeyler verdi. Herkes buraya bir şeyler almaya gelirdi. Türkler bir şeyler vermeye geldi. Türkiye halkına ülkem adına teşekkürlerimi sunuyorum.”

Mesut Çevikalp
03 Şubat
AKSİYON

“Dünyayı saran Hizmet aşkı” için 2 Yorum

  • Zafer çelik :

    Ajitasyon yapıyorsunuz. üç kuruş maaşa kim oralara gitmek ister. Hiç inandırıcı gelmedi bana.

    • Herşeyi dünya malı dünya sevgisi olanlar bu hizmeti bu aşkı asla anlayamazlar. boşuna uğraşma. Hakkı bulan neyi kaybeder ki? Onu kaybeden neyi kazanır ki?

Yorum Yapın