Türk okulları ve hayırda yarış!

Türk okulları ve hayırda yarış!

Yurtdışındaki Türk okullarının kapatılması için iktidar bir garip uğraş içinde.

Önce “Size su bile yok” açıklaması yapıp, Türkçe Olimpiyatları’nın yapılması engellendi.

Dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilerin ülkemizi görmesi, Türkçe şarkılar ve şiirler okuyarak herkesi duygulandıran tatlı bir rekabete girişmesi kimi neden rahatsız eder ki?

Şimdi de Türk bayrağını dalgalandıran, Türkçe öğreten, tarihimizin en büyük “kültür lobisi” fırsatı yok edilmeye çalışılıyor.

Bulundukları ülkelerde Türk işadamlarının ticaret köprüleri olan, Türkiye’yi ilgi odağı haline getiren çeyrek asrın emeği Türk okulları kapatılmaya çalışılıyor.

Devletin zirvesinden peş peşe açıklamalar…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya gezisi sırasında açıkladı:

“Gittiğimiz ülkelerde devlet, hükümet başkanlarıyla gerek şahsım gerekse başbakanımız, bakanlarımız bunların konumunu anlatmak suretiyle, buraların kapatılmasını ve buralarda bunların vermekte olduğu hizmeti Milli Eğitim Bakanlığımız vasıtasıyla verebileceğimizi kendilerine söylüyoruz…”

Ardından Başbakan Davutoğlu, Davos’ta Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir çalışma yürüttüğünü ilan etti.

“Aldığımız stratejik bir karar var. Eğitim faaliyetlerini tek çatı altında toplamak. Zannediyorum haftaya Bakanlar Kurulu’na sunacak hale getirirler…”

Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, söz konusu çalışmanın son Bakanlar Kurulu toplantısında gündeme geldiğini ve sunum yapıldığını söyledi.

Arınç, “Oradaki Türk okullarını kapatma gibi bir görevimiz de yetkimiz de yok” diyerek hukukun önlerine koyduğu sınırları hatırlattı:

Eğitimi tek tip haline getirme girişimi

“Bu okullar ticari şirket olarak yönetiliyorsa, devir, satın almak veya bir başka ortakla ilişkilendirmek şeklinde tavsiyemiz olabilir. Biz dünyada tek başımıza hükümferma olan bir devlet değiliz ki, dünyada 160 ülkede bulunan bu okullara hadi bakalım bunları kapatın diyecek bir noktada değiliz…”

Türkiye’de sanki tüm okullar tek tip eğitim veriyormuş gibi, tüm dünyada da eğitimi tek tip haline getirme çabasının ne kadar beyhude olduğunu Arınç’ın sözleri ortaya koyuyor.

Türkiye’de yabancı okulları baş tacı edenlerin, bizatihi özel eğitim kurumları açtıranların, dünyaya aksi yönde “emir” yağdırmayı hayal etmesi anlaşılabilir değil.

Esas cevap bulunması gereken soru şu:

Kenya’da, Afganistan’da, Yemen’de, Türkmenistan’da, Romanya’da, Burma’da, Endonezya’da, Brezilya’da 160’ı aşkın ülkede on binlerce gencin Türkçe öğrenmesinden, ülkesinin eğitim bakanlığının denetiminde özel eğitim almasından Türk siyasiler neden rahatsız olur?

Hepsi uluslararası başarı markaları…

Her renk, dil ve dine mensup bu öğrenciler Türk vatandaşı olmadıkları gibi Türkiye’deki seçimlerde de oy kullanmıyorlar.

Dershaneleri özel teşebbüs oldukları ve kazanılmış hakları bulunduğu halde kapatma kararı veren bir düşüncenin, ülkesindeki özel okulları da bu şekilde kapatmayı mümkün görmesi anlaşılabilir.

Ancak 160’ı aşkın ülkeye “talimat” yağdırması, onları da hukuksuz kararlar almaya zorlaması anlaşılabilir gibi değil.

Türkiye, devlet olarak bu eğitim hizmetlerini kendisi de tüm dünyaya yayabilir.

Yunus Emre Enstitüsü, TİKA, MEB bu konuda yeni gayretlere girişebilir. “Hayırda yarış” olur!

Ama Türkiye’de gündemi değiştirmek için Türkiye’nin uluslararası başarı markalarını hedef almak, onları siyasete alet etmek ülkeye hizmet anlayışı ile zıtlık arz ediyor.

Her ülkede bir bayrak daha dikmek yerine kendileri siyaset sahnesinde yokken göndere çekilen bayrakları indirmeye çalışmanın mantıklı bir izahı da bulunmuyor.

Ödüllendirmek ve teşvik etmek gerekir

Merhum Cumhurbaşkanı Özal’ın, Sayın Demirel’in, merhum Başbakan Ecevit ve yüzlerce devlet yöneticisinin büyük bir ferasetle altına imza koyduğu, kefil olduğu bu okullardan bugün kim neden rahatsız olur?

Türkçe’nin dünyaya yayılması, Türkiye’nin sevgi odağı haline gelmesi, 160’ı aşkın ülke ile kültür ve ticaret köprüleri kurulması neden rahatsız edici olsun ki?

Bulundukları ülkelerde göz bebeği olan, kayıt olmak için on binlerce adayın yarıştığı, uluslararası başarılarıyla adından söz ettiren okulları kapatmanın değil Türkiye olarak ödüllendirmenin ve teşvik etmenin yolları aranmalı.

Dünyanın gıpta ile takdir ettiği Anadolu insanının civanmertliği, girişimcilerin gayreti ve öğretmenlerin fedakârlığının eserlerini yıkmanın değil mümkünse daha iyisini yapmanın peşinde olunmalı…

Yorum Yapın