Çad- Türk Lisesinin İlginç Hikâyesi

Çad- Türk Lisesinin İlginç Hikâyesi

Konuşma organı olarak sadece dilin, anlaşma vasıtası olarak da sadece kelimelerin kullanıldığını düşünüyorsanız insanların birbirlerine hiç bir şey söylemeden, muhatabının gözlerine bakarak gönlündeki bütün duyguları aktarabildikleri Çad’a o ana kadar hiç gitmemişsiniz demektir.

Daha önceden Çad’a gitmediğimiz için bizde bu hakikati bilmiyorduk. On iki arkadaşımla beraber toplamda dört günü N’Djamena da geçirmek için yola çıktığımızda en büyük meselemizin onlar İngilizce bizler de Fransızca bilmediğimiz için iletişim problemi olacağını düşünmüştük. Ama yanılmışız. Zira insanlar birbirinin dilinden anlamadığı halde birbirine beslediği sevgi ve iyi niyetle karşılıklı bakışıp, tebessüm ederek çok güzel anlaşabilecekleri hakikatini bizler de unutmuşuz. Tam dört gün başkentin sokaklarında gezerken, pazarlarında alış veriş yaparken, civar köyleri ziyaret edip,insanlarıyla tanışırken Çad’lı kardeşlerimizle sadece gözlerimizle konuştuk ve tebessümlerimizle anlaştık.

Hem Müslüman, Hem Beyaz, Hem De Modern

cadturk2Bizleri ilk gördüğünde tipik beyaz adam refleksi ile önce endişeyle bakan o gözler sıcacık bir “Selamun Aleyküm” sözünü bizlerden işitince bir anda sevinçle parlıyor, eller edilen tebessümle kalplerin üzerine gidip aynı sıcaklıkla verilen selamlar alınıyordu. Tercümanlar vasıtasıyla kendileriyle konuştuğumuzda ise “Biz siz Türkleri çok seviyoruz zira sizler hem Müslüman, hem beyaz, hem de modern insanlarsınız. ‘’ diyorlardı. Bu söylemiş oldukları hususiyetlerle bir nevi İslam âleminde gelecekte millet olarak ifa edeceğimiz önemli rollerle de alakalı sahip olduğumuz farklı alt yapılara da işaret ediyordu.

Ülke yıllarca Fransız sömürgesi olarak kalmış. Başkent N’Djamena 1973’e kadar bu ülkeyi zorla zapt eden ve kendisine bağlı yerel birliklerle direnişçilere büyük katliamlar yapan “Lamy” nin adıyla anılıyormuş. Çad iliklerine kadar sömürülmüş. Sömürgecilik mantığına Kazakistan’da kaldığım dönemde Rusların Sovyetler zamanında sergilediği yanlı tavırlardan alışkın olduğum halde Çad’da Fransız stilini görünce biraz kanıksadım. Bu yıkılası anlayış burada biraz farklı işlemiş, Fransız’da bir başka mana kazanmış. Ruslar Türki cumhuriyetlerden ve diğer eski Sovyet memleketlerinden bir kısım zenginlikleri o dönemlerde alıp götürürken kesinlikle tamamını almamış ve o bölgenin bir kısım yapılarını imar etmeyi ihmal etmemiş, mesela okullar yapmış, çocuklarını okutmuş, yollar yapmış, ulaşımı sağlamış, fabrikalar kurup istihdam oluşturmuş. Sahip olduğu zenginliği o cumhuriyetten alıp götürürken bir kısmını da bırakmış. Ama Fransızlar sömürmüş oldukları memleketlerde bir çivi çakıp, küçücük bir hizmeti o bölge halkına göstermemişler. Bu özelliğiyle sömürüde kesinlikle yakalanmayacak bir seviyesizliğe ulaşmışlar.

Ahmet Amca Ruhun Şad Olsun

Ülkede faaliyet gösteren Türk Okulları gurur veriyor. Geçen sene yeni binasına taşınan okulumuz bölge insanı tarafından “Ultra modern” okul diye nitelendiriliyor. Hakikaten Türkiye’deki emsallerden farkı olmayan yeni okul binası kapısında dalgalandırdığı bayrağımızla bu ilim yuvası göğsümüzü kabartıyor. Okulun ilginç bir hikâyesi var. Düzceli kanser hastası seksen iki yaşındaki Ahmet Güner amca bu okulun inşası adına hiç bir fedakârlıktan kaçınmamış ve okulu bitirdiği gün de vefat etmiş. Duası “Okulun bittiğini görmeden Allah’ım canımı alma” imiş ve Allah cc duasına karşılık vermiş. Okulun bittiği gün açılış fotoğraflarını gördükten sonra dar-ülbekaya iltihak etmiş. Doktoru arkasından ‘Bu rahatsızlığa rağmen oldukça uzun yaşadı.’ demiş. Ahmet amcanın o yaştaki hizmet şuuru hepimize örnek olacak kadar güzel. Allah mekanını cennet etsin.

Okulun Bahçesinde Gezinen Ceylan

Okulumuzda evimizdeymiş gibi rahat ediyoruz. Türk devlet büyüklerinin resimleri Çad Cumhurbaşkanı İdriss Deby İnto ile beraber okulun salonlarında sergileniyor. Öğretmen arkadaşlarımız yürüyen melekler gibi. Türkiye’den binlerce kilometre uzaklıkta büyük bir özveriyle öğrencilerine bir şeyler öğretmek için çırpınıyorlar. Her biri Çad’daki varlık gayesine matuf özveriyle koşturuyorlar. Okulun bahçesinde bir yavru geyik öğrencilerle beraber teneffüslerde geziniyor.
Çad dünyanın en fakir ülkelerinden olmakla beraber en pahalı ülkelerinden bir tanesi. Nereyse her şey ithal ediliyor ve çok pahalı. Limanı olmaması münasebetiyle komşu ülke olan Kamerun’a gelen ticari konteynırlar kara yoluyla Çad’a getiriliyor. Ama Kamerun’dan Çad’a gelen kamyonlar iki bin kilometrelik ara yola Türkiye’den gelen konteynır ücretinin dört katı bedel istiyorlar. Ayrıca Çad’a gelen konteynırlardan alınan gümrük vergilerde fiyata eklenince dünya standardının belki altı yedi kat üzerinde rakamlar karşımıza çıkıyor.

Ben Siyah Bir Türküm

Elmanın tanesi bir dolar, portakal da öyle. Buradaki fiyatlarla Türkiye’deki fiyatları karşılaştırdık hemen hemen her kalemde büyük uçurumlar olduğunu gördük. Keşke bizim iş adamlarımız anlamsız bir inatla Türkiye’de kalıp ticaret yapmak için inat etmese, kalkıp buralara gelse. Kısa zamanda çok zengin olacağına şüphe yok. Üstelik TUSKON’un programına katılmış olan ve bizlerle çalışmaya hevesli olan pek çok Çad’lı iş adamı var. Bir tanesi bizlere şöyle dedi: “Fransa burada, Çin burada siz neredesiniz? Ben de sizin gibi bir Türk’üm ama siyah bir Türk’üm. Sizleri bekliyoruz”

Bahtınız Doğacak Güneş Gibi Aydınlık Olsun Kardeşlerim

Cumartesiyi pazara bağlayan gecenin ilk saatlerinde Çad’dan ayrıldık. Bu günün gecesi mevlit kandiliydi. Bu mübarek geceyi ülkemizde arkadaşlarımızla ve ailelerimizle idrak edecektik. Çad’lı kardeşlerimiz iki gün öncesinden kandil havasına girmişler ve camilerde hatim okumaya başlamışlardı. Okunan hatimler dışarıya mikrofonlarla verilmekteydi. Akşam namazından itibaren geç vakitlere kadar okunan Kur’anlar kulaklarımızın pasını siliyordu. Aynı mikrofonlardan kılınan namazları da duyabilmekteydik. Böyle mübarek bir gecenin sabahında buruk bir hüzünle Çad’dan ayrıldık. Sanki yıllardır birbirini tanıyan insanlar gibi bu güzel coğrafyayı sevmiş bu kısa zamanda bu beden rengi farklı ama ruh rengi bizimle birebir aynı olan insanlara ısınabilmiştik. Güneş doğmaya hazırlanırken uçağımız Çad semalarına yükselmeye başlamıştı. Aynı anda gönüllerimizden de “Bahtınız doğacak güneş gibi aydınlık olsun kardeşlerim” duaları bizimle beraber semaya yükseliyordu.

Arif Özutku
www.turkokullari.net
www.rehberaile.com
@arifozutku

3012 izlenme

Yorum Yapın