Türk Okulları: Kosova’nın Hem Geçmişi Hem De Geleceği

Balkan gezimizin son durağı gezimizin en can alıcı noktasına, Bağımsız Kosova’ya olacak.

Türk Okulları: Kosova’nın Hem Geçmişi Hem De Geleceği

Tito’nun ölümünden sonra, Yugoslavya parçalanmadan on sene önce,1981 yılında Kosova’lı gençler yaptıkları gösterilerde ‘Kosova Bağımsız Cumhuriyet Olsun’ diye slogan atmışlardı. İşte şimdi o Bağımsız Kosova’nın sınır kapısında içeri girmek için arkadaşlarımızla bekliyoruz.
Kosova bayrağı üzerinde altı yıldız var. Bu yıldızlar, içinde Arnavutların yaşadığı altı Balkan ülkesini temsil ediyor. Sınırda bulunan Kosova bayrağının hemen arkasına ise çok daha büyük bir Arnavut bayrağı asmış olmaları çok manidar. Kısa süreli bir bekleyişin ardından Kosova’ya giriyoruz.2008 yılında bağımsız olan ülke gelecekte kurulmak istenen Büyük Arnavutluk adına oldukça stratejik bir konumda bulunuyor.

Kosova’da Asımlar

İlk durağımız Başkentteki Gülistan Eğitim Kurumları’na bağlı “Mehmet Akif Koleji.” Bir pazar sabahı erkenden okula varıyoruz. Okul tam manasıyla bir kampüs, yurdu ve spor tesisleriyle birlikte geniş bir alana kurulmuş. Temizlik ve estetiğiyle bizleri büyülüyor. Uzaktan bakınca okulun sanki cennetten buraya indirilmiş bir yapı olduğu kanaatine varıyorsunuz. Hafta sonu olduğu için okulda öğrenci yok. Bir öğretmen arkadaş bizlere sınıfları gezdiriyor. Arnavutluk’ta ki medresenin Türkçe sınıfına girmiştik, burada İngilizce sınıfını görmek istiyoruz. Donanım açısından Arnavutluk’taki Türkçe sınıfına çok benziyor. Bir farkla: Arnavutluk’ta ki Türkçe sınıfında “Aç açabildiğin kadar sineni, ummanlar gibi olsun” yazıyordu. Bu sınıfta ise “Honesty is the best policy” yani “ Yani dürüstlük en iyi stratejidir” yazıyor. Bu söz aklıma Hz Ömer’in “Seni ölüme götürse bile doğruluktan asla ayrılma” tembihatını getiriyor.

Arkadaşlar Kosova Başbakanı Haşim Taçi’nin çocuğunun okulumuz öğrencisi olduğunu söylüyorlar. Taçi, bizzat bir veli olarak okulun programlarına aktif katılıyormuş. Ülkemizden yüzlerce kilometre uzaklıkta faaliyet gösteren barış adacığı hükmündeki bu müesseseyi ziyaret etmek bizlere büyük moral veriyor.

Tekrar yola koyuluyoruz. Şimdi istikametimiz 1389’da Kosova Meydan Muharebesinin yapıldığı ova. Yüz bin kişilik haçlı ordusu ile altmış binlik Osmanlı ordusunun karşı karşıya geldiği bu ova Osmanlı tarihinde ayrı bir öneme sahip. Zira cephede şehit düşen tek padişahımız olan Murat Hüdavendigar bu harbin sonunda Hakk’a yürümüş, iç organları ve kalbi öldürüldüğü yere bu ovada gömülmüştü.
Türbe ziyaretinden sonra aynı yerleşke içerisine bina edilmiş müzeye geçiyoruz. Müze Sultan 2. Abdülhamit Han tarafından misafirhane olarak inşa ettirilmiş. Müzeyi bizlere gezdirecek olan rehber Balkan Türk’ü. Oldukça sempatik ve cana yakın bir arkadaş. Önce müzenin girişinde Kosova Savaşı ve Sultan Murat Han hakkında kısa bilgi verdikten sonra ekibimize müzeyi gezdirmeye başlıyor. Kosova ovası al yıldızlı bayrağımızın da doğduğu yer. Şehit düşen askerlerimizin kanının bir göl gibi toplanmasının akabinde ay ve yıldızın bu gölün üzerine yansıması üzerine bayrağımız burada doğmuş. Müzede bu hadiseyi resmeden tablolar var. Padişah ve askerlerin elbiseleri ve silahları müzede sergilenenler arasında.

Arkadaşlarımızla ayrılmadan önce, Sultan Murat Han’ın dualarının kabul olduğu bu mekânda dua etmek lazım diyerek ellerimizi açıyoruz. Âlemi İslamı ve memleketimizi saran bela ve musibetlerden bizleri halas eylemesi için Rabbimize niyazda bulunuyoruz. Dış kapıdan tam dışarı çıkarken bir hafta önce Kazakistan’da beraber çalıştığımız bir arkadaşımın bana hediye ettiği tespih elimdeyken birden dağılıverdi. Bu sırlı hadiseyi dualarımızın kabulüne yorduk. Bir sonraki istikametimiz Prizren.
Prizren sokaklarında gezerken camileri, köprüleri ve yollarıyla bugün bile bu şehrin mamur edilmiş bir Osmanlı şehri olduğunu kanaatine varıyorsunuz. Prizren ile bir başka gönül bağımız ise, bugün NATO bünyesinde burada bulunan askeri birliğimiz. 1999 yılında askerimiz Kosova’ya ayak bastığında, yaşlısından gencine, çocuğundan kadınına tüm insanlar sokaklara dökülmüş, sevinç gözyaşlarına boğulan halk Türk Ordusuna ait tankların üzerine çıkarak Türk askeri ile kucaklaşmışlardı. Prizren’i gezerken askerlerimizle de sohbet etme imkânımız oluyor.

Prizren’de Almanların açmış olduğu bir misyoner okulu var. Bu okulun açılışında, konuşma yapan bir papaz Arnavutlara seslenerek “Türkler sizi aslınızdan uzaklaştırdı bizler sizi aslınıza döndürmek için buralara geldik” demiş. Papazın bu konuşması televizyon kanallarında haber olarak verilmiş. Bu konuşmayı televizyondan dinleyen Prizren’li bir Arnavut, Gülistan Eğitim Kurumlarına gelip: ‘Hemen siz de Prizren’e bir Türk Okulu açsanız. Binanızı ben vereceğim.’ diyerek talepte bulunmuş. Bu esnafın gelinlik imalatı yaptığı iki katlı küçük bir atölyesi varmış ve bu atölye okul haline getirilmiş. Türk Lisesi bu atölyede iki sene hizmet vermiş. Sonrasında daha geniş bir binaya taşınmış. Şimdi yüzlerce öğrenci burada eğitim görmeye devam ediyor.Bu okullar Kosova’nın geçmişi ile bağını koparmasını engellediği gibi geleceğini de şekillendiriyor.

Ahmet’lerin Kıymeti Bilinmeli

Kosova’ya gelmeden önce televizyonda Kosova’yı tanıtan bir belgesel seyretmiştim. Bu belgeselde yaşlı bir Arnavut İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kosova’da yaşayan Ahmet isimli genç bir hafızdan bahsediyordu. Hafız Ahmet’in o yıllarda atına binip köy köy, şehir şehir gezdiğini ve insanlara Kur’an öğrettiğini ve onlarla dini sohbet ettiğini söylüyordu ve şöyle diyordu. “ Ahmet, çok azimli bir delikanlıydı. İlah-i Kelimetullah sevdalısıydı. Bence, biz onun azminin ve hizmetinin yüzü suyu hürmetine İkinci Dünya Savaşında Alman zulmüne maruz kalmadık, Almanlar, bütün Yugoslavya’yı işgal ettiler, yakıp yıktılar ama Kosova’ya girmediler “

Kendisini dinlediğimde Arnavut amcanın tespiti bana çok orijinal gelmişti. Demek ki Allah rızası istikametinde yapılan hizmetler, bela ve musibetlere paratoner oluyordu. Öyleyse her millet kendi Ahmetlerine müteşekkir olmalıydı. Zira Allah onların gayretlerine binaen diğerlerini de muhafaza buyuruyordu.

Sizce de Ahmetlerini takdir etmeyip, bir de onlara utanmadan şaki muamelesi yapan milletler, bu davranışlarıyla büyük bir ayıba imza atmış olmuyorlar mı?

Arif Özutku
www.Turkokullari.net
www.rehberaile.com
@arifozutku

“Türk Okulları: Kosova’nın Hem Geçmişi Hem De Geleceği” için 1 Yorum

  • Adını, nam-ı celilini duyurmak için orada bulunduğun Kudreti Sonsuz, seni koruyacaktır…
    Ne mutlu sizlere…
    Rabbim inşallah bizlere de sizin gibi hicret ve hizmet nasip etsin AMİNNN….RABBİM YAAR VE YARDIMCINIZ OLSUN

Yorum Yapın