Silahların Gölgesinde Hizmet

Afrikada bir çok  ülke  arasında  uçak seferleri  imkansızlıklar nedeniyle yapılamıyor. Bir  ülkeden  diğerine  giderken Mecburen  karayolu  ile  gitmemiz  gerekiyor.  Bir çok  yerde, yolların  kenarlarında yol  çizgileri,  kedi gözü, uyarı  işaretleri  yok.  Genelde yollar  bozuk. Bazı  yerlerde   güvenlik  problemi  var.

Silahların Gölgesinde Hizmet

Nijerya  Abujadan  Burkina  Faso nun  başkenti Vagaduga’ya  uçak seferleri başlamıştı. Çok  sevinmiştim. Uçaga bindim iki  saat  sonra  Burkina Faso’ya  vardım. Ben  bu yolu karayoluyla iki  günde  gidebiliyordum. Artık çok sevinçliydim uçakla gidip gelecektim. Uçağa bindim,  giderken de dönerken de benden başka yolcu yoktu.

Kısa süre sonrada  uçak  seferleri iptal  oldu. Uçak  olmadığı  için tekrar  kara  yolu  ile  gitmek zorunda  kaldık. Oralardaki  tanıdıgım  arkadaşları  ziyaret  edip, Tecrübelrimi  onlarla  paylaşmam  onları  mutlu  ediyordu. Arayıp  ne  zaman  geleceksin  diye  davet  ediyorlardı. Her  sene  en  az  üç  defa  bu  seyahatı yapıyordum. Bu  5000 km den fazla yol  gitmek  demekti. Yine  böyle bir  seyahata  çıkmıştım.   Nijerya’dan  ayrılalı  dokuz  gün  olmuştu.  Bu  yolculukta  Benin, Togo,  Gana,  Burkina Faso,  Nijer’deki  Türk  okullarını  ziyaret  etmiştim.  150 km  sonra   yolculugumuz   bitecekti.   Akşam  namazına  40 dakika  vardı.   Baktım  yolun  içinde  birisi  durun  diye  işaret  yapıyor.   Yolun  kenarında  en  az   yirmi  kişi  dizilmiş.    Yüzleri  maskeli,   Ellerinde  Keleşnikovf silahlar,     durmasak  ateş  edecekler,  hazır  bekliyorlar.  Durmamak  çok tehlikeli  olur. Bu tür  soygunlarda hedef  para  toplamak. Karşı  koymasan,   Paranı alır  sana  zarar  vermezler. Bunu  bildiğim  için rahattım.  Genel  Müdür  yardımcısı   Mehmet  Bey  Nijeryaya  yeni  gelmişti. İlk  defa  böyle bir  şeyle  karşılaşıyordu.  Ne  yapacagını   bilemiyordu.   Samimi  olarak  Abi  kapıları  kilitle  diyordu.  Benim için bu sözler o esnada yapılmış   mükemmel  bir  espiri manasına geliyordu. Ama durum çok ciddiydi,  gülmek  yanlış  anlaşılmaya  sebep  olabilirdi.

Arabadan  indik.  Ellerimizi  yukarı  kaldırıp,    problem  yok  ne  almak  istiyorsanız  alın  dedik.   Biri ceplerime  elini  sokup  cebimdeki   1500  dolar civarı parayı  aldı. Çoraplarıma  varıncaya  kadar aradı.  Telefonlarımızı   aldılar. Almak istedikleri şeyleri   alıyorlardı. Gittiğimiz  ülkelerde  bazan bakanlarla  görüşüyorduk.  Çantamda  onlara hediye  etmek  için  Romanson  saatlerler  vardı. Birini  alıp  koluna  taktı, digerler saatleri çantaya  geri bıraktı.   Arabada rahat  olayım  diye  terlik  girmiştim. Ayakkabılarımı  alıp  giydi. Adam  pahalı saatleri geri  bırakıp benim  eski ayakkabılarımı  alıyor.. Tam  bir  komedi.  Ne istiyorlarsa  alıyorlardı.  Beyaz  olmamız,  Arabamızın  yeni ve  pahalı  olması, bizim  aşırı  zengin  oldugumuz imajını  veriyordu.  İlk  akıllarına  gelen şey  uçak  olmadığı  için  kara yolu  ile  gidiyorlar. Bunlar  ticaret  yapıyorlar.  Banka  ile  para  transferi  yapamadıkları  için, parayı  yanında götürüyorlardır. Parayı  arabaya bir yere  sakladılar düşüncesiydi.

Dört  kişi yarım  saat arabanın içinde  para  aradı. Koltukların aralarını, diğer  kısımları öğle  aradılarki, sanırım arabaya  iğne  saklasak  bulurlardı.  Arabanın  Bagajında  ne  var  hepsini boşalttılar,  çamaşırlarımızın  içine  varıncaya kadar tek  tek  baktılar.  Kesin  para  yok  diye  karar  verdiler.  Torpido  da  12.000  dolar ve  2000   auro  vardı.  Enterasandır   oraya kimse  bakmadı.  Allahın  taktiri dışında bir  şey  olmuyor. Bizden  sonra  gelen 8- 9  arabayıda  durdurdular.

Önce   iyice dövüyorlar. Yolcular  elleri ile  gözlerini  kapatıyor,   yüz  üstü  yerde  yatıyor. Kimse  kafasını  yerden  kaldırmıyordu. Birisinin  yüzünü yerden  kaldırdıgını, parmak  arasından baktıgını  farketseler,   çok  ciddi  dövüyorlardı.  Galiba  kendilerini  tanırlar  diye  bakmalarına  müsade  etmiyorlardı.  Sonra  üzerini arıyor,  ne  almak  istiyorsa  el koyuyorlardı.  Biz  yolun  ortasında  oturup, onları  seyrediyorduk. Münibüsten  birisi  kaçmaya  teşebbüs  etti. Havaya  iki  el uyarı  ateşi  açtıktan sonra bir  adım  daha  atarsan vururum  dediler.  Kaçmaya  teşebbüsün    cezası büyük  oldu.  Adamın kafası vurdukları  darbe ile, oluk  gibi  kan  akıyordu.  Bizden  önceki araba  takla  atıp  yoldan  çıkmış.  Arabanın  içindekiler  ne  oldu  bilmiyorum. Çok  ilginç bir  durum.  Adeta  canlı  flim  izliyoruz.  Millete  yapılan  muameleyi  görünce  biz  Mehmet beyle birbirimize   Allah   razı olsun  bize  çok  kibar  davrandılar diyorduk.  Onlara  yaptıkları  gibi  bizi  yere  yatırmadılar,  dövmediler. Hatta  benzinimiz  bitmek  üzere,  biraz  benzin  parası   istedik.  Başlarındakine  anlattılar. Tereddüt  etmeden  benzin parası  verdi.

Arabalardan  biri  yavaş  geliyordu.  Soygun  yapıldıgını gördü. Geriye  döndü.  Önüne  agaçların arasından  aynı şekilde  silahlı  bir  başka  gurup  çıktı. Meger  adamlar  üç  gurupmuş.  Ortadaki  gurup  soygun  yapıyor.  Bir  şekilde  durmadan  ileri  veya  geri  kaçmayı  başarırsa   siperdeki  diger  gurup  yakalamış  oluyor. Öyle  bir  ihtimal  yok  ama   üç  dört  araba  polis gelse  bile  bunlara  karşı  yapabileceği  bir  şey  yok. En  az  altmış  kişi  varlar. Zaman  ilerledi   karanlık  oldu.  Adamlar  ormanın  içine  dalıp  kayboldu. Hiç  kimse  korkusundan  gözünü  açmıyor, yattıgı  yerden  kalkmıyordu. Biz  gidip yerde yatanlara gittiler  diyerek  tek  tek  kaldırdık.

Bir hafta  geçti. Nijerya  Emniyet   Genel  Müdür   Yardımcısı  ile   yemek  yiyorduk.  Mehmet  bey kendisine  bu  olayı  anlattı.  Adam  gülmekten  perişan  oldu.  Onlar  Mehmet  Beye   Nijerya’ya  hoş  geldin  partisi   yapmışlar. Bu  tür olaylarda   onlara  karşı koymayın.  Ne  almak istiyorsa verin, ne  istiyorsa  alsınlar. Beni  durdursalar  bende  öyle  yapıyorum.  Ben  bunları   biliyordum.  Mehmet  beyde  oğrenmiş  oluyordu.

Bir  kaç  defa  şehir  içinde  problem  yaşamıştık  aradık  polis  gelmedi.  Yerel  insanlar  polis  gelecekdiye  beklediğimiz  için  bize  gülüyorlardı.

  Şimdi sorarım size: Bu şartlar altında çalışan insanları,  Allah’ın  rızasını  kazanma  dışında  oralarda tutabilmek  mümkün mü?  Bu sorunun cevabını   sizlerin  akıl  ve  vicdanınıza   havale  ediyorum.  

 

Hasan  Hüseyin Aygün

hasanali2030@yahoo.com

Facebook  hasanali2030

Twitter     https://twitter.com/hasanali2030

“Silahların Gölgesinde Hizmet” için 1 Yorum

  • Selim Aktas :

    Tüm dünyaları para makam ve menfaat olanlar asla anlayamaz bu adanmışları. Allah hepsinden razı olsun.

Yorum Yapın