Hizmete Atılan İftiraların, Hz Meryem’e Atılan İftiralardan Farkı Yok

Hizmete Atılan İftiraların, Hz Meryem’e Atılan İftiralardan Farkı Yok

Hz Meryem’in mihrabı tahtalarla çevrilmiş bir kulübeciği andırmaktaymış. Hz Meryem bu hepsi birkaç metrekareden müteşekkil olan mihrapta beş yaşından on altı yaşına kadar kalmış. Hz. Zekeriya’nın himaye sürecinde Hz. Meryem, sürekli Cenâb-ı Hakk’ın yardımı ve koruması altında yetişmiş ve her geçen gün ibadetlerini artırarak devam ettirmiş. Onun bu hususi durumu, yine Âl-i İmrân Sûresi’nde şöyle ifade edilmektedir: “Hani melekler demişlerdi ki: Meryem! Muhakkak ki Allah seni seçti. Seni tertemiz kıldı, hatta seni dünyadaki bütün kadınlara üstün kıldı. Meryem! Saygı dolu bir gönülle huzurunda durup Rabbine ibadet et, secdeye kapan ve rükû edenlerle beraber rükû et.”

Kur’an bize Allah Teâlâ’nın Cebrâil (asm)’ı parlak yüzlü ve güzel görünümlü bir genç suretinde kendisine gönderdiğini söylemektedir. Hz. Meryem, onu bir insan zannettiği ve kendisine zarar verebileceğinden korktuğu için ne yapacağını şaşırır. Etrafta o an yardıma çağırabileceği kimse de yoktur. Allah’a sığınmaktan başka çaresi kalmayan Hz. Meryem, ona; “Ben senden, Rahman olan Allah’a sığınırım. Eğer Allah’tan korkuyorsan bana dokunma’ der” (Meryem, 18).

Cebrâil (asm) bir insan şeklinde değil de, melek suretinde gelmiş olsaydı, onu görünce dehşete düşüp ondan kaçacak ve söylediklerini dinlemeye tahammül edemeyecekti. Onun bu korkusunu gidermek ve geliş sebebini anlatmak için Cebrâil (asm) ona şöyle dedi: “Ben, sana nezih ve kabiliyetli bir erkek çocuk bağışlamak için Rabbinin gönderdiği bir elçiden başkası değilim” (Meryem, 19).

Hz. Meryem onun Cebrâil (asm) olduğunu anlayınca, sakinleşti ve getirilen haber daha önce kendisine meleklerce bildirilmiş bir şey olduğu halde yine de hayretini ifade etmekten kendini alamadı. Kendisine hiç bir erkek eli değmemiş; iffetli bir kimse olduğu halde bunun nasıl mümkün olabileceğine bir cevap almak istedi. “Meryem: ‘Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana hiç bir beşer dokunmamıştır. Ben iffetsiz de değilim’ dedi” (Meryem, 20)

Cebrâil (asm) şöyle cevap verdi: “Bu iş dediğim gibi olacaktır. Çünkü Rabbin buyurdu ki, ‘Babasız çocuk vermek bana pek kolaydır. Hem Biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız. Ezelde böyle takdir ettik” (Meryem, 21).

Allah Teâlâ, İsa (asm)’ın babasız doğmasını takdir ettiğinden, onu mucizevi bir şekilde dünyaya getirmek için ruhundan üfleyerek yaratmıştır. Kur’an bu hadiseyi “Irzını koruyan Meryem’i de hatırla. Biz ona ruhumuzdan üfledik. Onu da oğlunu da âlemlere bir mucize kıldık” (Enbiyâ, 91) diyerek anlatır.

Diğer annelerde olduğu gibi, Hz. Meryem’de de embriyolojik safhalar söz konusudur. O da hâmile kaldıktan sonra, karnı büyür ve doğum sancıları gelince, Beytül Maktis’ten bugün Beytüllahim diye anılan semtte gider. Yanında su arkının bulunduğu bir hurma ağacının altına gider ve hamlini orada vaz’eder. Arkadaşlarla birlikte bugün Hristiyanlar içinde kutsal kabul edilen bu yeri görmek ve Hz Meryem annemizin yaşadıklarını daha iyi anlayabilmek için bizde Beytüllahim’e gidiyoruz.

Yeni Berlin Duvarı

Beytüllahim, Kudüs’ün 10 km güneyinde Batı Şeria denilen bölgede. Bu bölge İsrail’in içinde yaşayan insanlarla birlikte izole etmeye çalıştığı yer olarak medyada yer almıştı.2002 yılında yapımına başlanan ve büyük ölçüde tamamlanan bariyer bu bölgeyi de bir açıdan Gazze gibi açık cezaevine çevirecek.
Beytüllahim ağırlıklı olarak Müslümanların yaşadığı bir bölge. Belki Hristiyan nüfus yüzde beş civarında. Ama seçimle atanan ve hem vali, hem de belediye başkanı olarak çalışan mülki amir Hristiyan. Hep öyle olmuş Avrupa’nın ve Amerika’nın maddi olarak destek olduğu bu şehirde idareciler Hristiyanlar arasından seçilmiş.

Hz İsa’nın doğduğu yer şehir meydanında. Üzerine ismi Doğuş olan bir kilise inşa edilmiş. İster Müslüman ister Hristiyan olsun kilisenin pek çok ziyaretçisi var. Biz de kiliseyi gezmek için meydana geldiğimizde ilginç bir hadise ile karşılaşıyoruz. Sanki bizi bekliyormuşçasına meydanda konuşlanmış olan askeri bando birden İstiklal Marşımızı çalmaya başlıyor. Bir an küçük bir şaşkınlık yaşasak ta bizde yüksek sesle iştirak ediyoruz. Arkasından Filistin Marşı çalınıyor. Marşlar bitince meseleyi anlamaya çalışıyoruz. Meğerse program Kimse Yok Mu Derneği ve Beytüllahim Valiliği tarafından ortaklaşa yürütülecek olan bir projenin töreniymiş. Kimse Yok Mu Derneği, Beytüllahim’de inşaatı yarım kalan bir yetimhaneyi bitirme kararı almış. Devlet protokolünün tam kadro katıldığı törende Türkiye’ye ve insanımıza sımsıcak teşekkürler ediliyor. Bu ilginç tevafuk bizleri ziyadesiyle mest ediyor.

Keşke Bundan Önce Ölseydim de Unutulup Gitseydim

Hz Meryem doğum için buraya kadar geldiğinde kendisinden bu durumun izahını insanlar istediklerinde ne diyeceğini bilememenin ıstırabı içerisindedir. Hatta bu yüzden “Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” der. (Meryem,23). Yani bu sözler İffetimi sorgulayacak insanların tasallutuna maruz kalmak ölmekten daha acı demektir. Allah insanları hassas oldukları konularda imtihan etmektedir. Hz Meryem’in de imtihanı da iffetiyle alakalı gelmiştir.

Kuru bir hurma ağacının altına sığınır ve Hz İsa’yı orada dünyaya getirir. Yaşadığı bunalım esnasında Allah, teskin etmek için kendisine şöyle seslenir. “Sakın üzülme! Rabbin alt tarafından bir ırmak akıttı. Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze ve olgun hurmalar dökülsün” (Meryem 24, 25) Hz Meryem silkelediğinde kuru hurma ağacından hurmalar dökülür. Bu hurmalardan kendisi yediği gibi ezip Hz İsa’nında damağına tutturur. Bu adet ülkemizde de halen devam ettirilmektedir.

Doğuş Kilisesi, UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesine alınmış. Kilisesinin kapısını Yavuz Sultan Selim yaptırmış. Oldukça alçak olan kapıdan insanlar büyük bir hürmetle eğilerek girmek zorunda kalıyorlar. Efendimiz (sav) in miraç gecesi Mekke’den Kudüs’e gelirken burada iki rekât namaz kıldığı rivayet olunur. Bu yüzden Hz Ömer’de Kudüs’e geldiğinde namaz kılmak için Beytülahim’e gelmiş ve Efendimiz ’in namaz kıldığı yerde namaz kılmak istemiştir. Ama aynı Kıyamet Kilisesinde olduğu gibi namazını burada değil hemen biraz ötede eda etmiş, Ruhanilere “Ben burada kılarsam, diğerleri de kılmak ister ve size rahatsızlık verirler. ” demiştir. Bugün kilisenin hemen karşısında, Hz Ömer’in namaz kıldığı yerde onun adına inşa edilmiş bir cami mevcut.

Doğuş Kilisesi, ilk kez Hristiyanlığı kabul eden Roma hükümdarı Konstantin’in annesi Helena tarafından mağara üzerine inşa ettirilmiş. Helana hemşerimiz. Anadolu’dan. Karamürselli. Kuvvetle muhtemel tahrif edilmemiş İncil’e ve hakiki Hristiyanlığa iman etmiş. 76 yaşında hacı olmak için geldiği bu topraklarda pek çok eser bırakmış.

Hz Meryem,in Hz İsa’yı doğurduktan sonra imtihanı bitmedi. İffetiyle meşhur annemiz tekrar Kudüs’e dönüp mucizeyi anlamaktan aciz olan o materyalist topluma hesap vermeyi istemiyordu. Ama Allah’ın emri kati idi. Kendisine Kudüs’e dön dedi. Allah, Kudüs’te Hz Meryem’in nasıl davranması gerektiğini kendisine Kur’an’da şöyle ifade buyurmuştur.

Sen Sus, Hadiseler Konuşsun

“Eğer insanlardan birini görürsen, ben Rahmân’a susma orucu adadım. Onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım” de. Sonra Meryem onu İsa’yı yüklenerek kavmine getirdi. Onlar hayretler içinde şöyle dediler: ‘Ey Meryem! doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın. Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi.’ dediler. Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. Onlar; ‘Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?’ dediler.

“Allah’ın bir mucizesi olarak Hz İsa şöyle dedi: ‘Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni bir peygamber yaptı. Beni, nerede olursam olayım mübarek kıldı. Hayatta bulunduğum müddetçe namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti. Beni anneme hürmetkâr kıldı. Beni zorba ve isyankâr yapmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir.” (Meryem 26-33)

Allah cc nın bir mucize olarak Hz İsa’yı konuşturup Hz Meryem’i aklaması aslında atılan iftiralara gerçekleşen hadiselerin cevap vermesi manasına gelmektedir. Sen sus Hz İsa konuşsun demek: Sen sus hadiseler konuşsun manasındadır. Hz İsa bizzat gerçekleşen hadisedir.

Günümüzde de Hz Meryem misali Hak yolunda yürüyen tertemiz insanlara çok büyük iftiralar atılmaktadır. Atılan iftiralar arasında ajanlıktan tutunda, teröristliğe oradan vatan hainliğine kadar pek çok insafsız itham yer almaktadır. Birer şaki gibi bu güzelliklere vesile olan insanlar karakol karakol, mahkeme mahkeme dolaştırılmaktadır. Bu insafsızlığı yapanlar, yapılan hizmetlerin sahibinin Allah olamayacağını düşünecek kadar dünyevileşmiş insanlardır. Ama nasıl Rabbim Hz Meryem’i materyalist Yahudi kavmine yem etmemiş ve Hz İsa ile onu temize çıkarmışsa yakın zaman içerisinde gerçekleşecek hadiseler eliyle Hz Meryem gibi masum olan bu insanları da aklayacaktır.

Arif Özutku
www.turkokullari.net
www.rehberaile.com
@arifozutku

Yorum Yapın