Hizmeti Fas’lı Alim Buşepke’den Dinlediniz mi?

Hizmeti Fas’lı Alim Buşepke’den Dinlediniz mi?

Fas’a gerçekleştirdiğimiz kısa gezinin belki de en verimli kısmı Prof. Dr. Abdülmecit Buşekpe’yle tanışmamız oldu. Kendisi geçtiğimiz kasım ayında Kaynak Kültür Yayın Grubu tarafından düzenlenen “Hira Coğrafyasından Hizmet Okumaları” paneline katılmış ve bu panelde yapmış olduğu konuşmayla hatırlarda kalmıştı. Türkiye’den bir gezi grubunun Fas’ı ziyarete geldiğini ve kendisi ile tanışmak istediğini duyunca, mevcut programını iptal ederek bizlere çok kıymetli vakitlerini ayırdılar. Yaptığımız kısa söyleşide ise çok güzel konulara temas ederek Hizmet Hareketi ve Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi hakkındaki düşüncelerini bizlerle paylaştılar.Bu yazımı Üstat Buşekpe’nin bizlerle paylaştığı duygu ve düşüncelerine ait olan bir kısım notları sizlere aktarmayı bir vazife bilerek yazdım.
Üstat Buşekpe, ben bir hoca değil öğrenciyim diyerek söze başladı. Beni hoca biliyorlar ama benim hocalığım üniversitedeki öğrencilere. Sizin karşınızda ben ancak bir öğrenciyim. Bu sözlerimi abartılı bulabilirsiniz, ama sözlerimin ispatı adına bilimsel kanıtlarım var. 2010 yılında hizmetle tanıştım sonra İstanbul’a üniversitemizin rektörü ve iki dekan ile birlikte giderek Fatih Üniversitesi’nin misafiri olduk. Türkiye’ye gidince hizmet müesseselerini ziyaret etme fırsatım oldu. Müesseseleri görünce fikri bir deprem yaşadım. Aslında ben sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine yabancı değildim ama Ferit El Ensari’nin dediği gibi sizi görünce uzun zamandır aradığımı bulmuş oldum.

Eskiden beri kitaplarda âlimler insana ait problemlerin çözüleceğinin haberini ve ümidini verirlerdi. Biz de bu ümitle yaşıyorduk. Hizmetle tanışınca işte aradığımız ve beklediğimiz bu dedik. Fas’a dönünce beraber Türkiye’ye gittiğimiz arkadaşlarla kendi aramızda hep Hizmeti konuştuk. Fas’taki öğrencilerime ve üniversitedeki öğretim üyesi arkadaşlarıma Türkiye’de büyük bir yenilik var diyerek sizleri anlatmaya çalıştım. Faslılara sizi anlatıp biz de Türkiye’deki kardeşlerimiz gibi eğitim faaliyetlerinde bulunalım, diye teklifte bulundum.

Konuştuğum insanların bir kısmı senin söylediklerin olur mu diyerek bana şüpheyle baktılar. Bazıları ise neden özellikle okul açmak istiyorsun diye sordular. Onlara bizim burada yaptığımız insani hizmetlerde eksik bir halka var. Bu hizmetlerin eksik halkası okuldur diye cevap verdim. Konuştuğum insanlar bana itimat eden insanlardı. Bana tamam öyleyse, bir okul arsası alırız inşasına başlar, öğretmen tutar sonra okulu açarız diye cevap verdiler. Bu arkadaşlarıma siz bu meseleyi bu kadar basit mi zannediyorsunuz. Bizim açacağımız okulların benzerini açanlar yılların emek ve tecrübesiyle bu işleri yapıyorlar. Ama zor da olsa bizim de bir taraftan başlamamız lazım dedim. Arkadaşlarımın müşterek gayretleri meyve verdi biz de bir okul açarak eğitim faaliyetlerine başladık.
Şimdi açtığımız okul başarısıyla kendisini ispat etmeye çalışıyor. İnşallah ikinci okulu açmanın hesaplarını yapmaya başladık.

Allah Rızası İçin Yapılmayan İşler Yok Olmaya Mahkûmdur

Eğitim faaliyetlerinde bulunmak kolay bir iş değil ama Allah rızası için yapılan işlerde bereket ve kolaylık vardır. Efendimiz (sav) bu yüzden ” Allah için yapılan işler süreklilik arz eder. Allah için yapılmayanlarsa kesilir gider, yarıda kalır.”buyurmuştur. Bütün dünyayı kuşatan bu eğitim faaliyetlerinin sırrı bu hadiste gizli. Allah Kur’an’da kendisi için harcadığınızı fazlası ile size geri gönderir buyurmaktadır. Bence bu hizmete maddi destekte bulunan insanlar bu ayetin canlı ispatıdırlar.

Ben bir ilahiyat hocasıyım. Uzmanlık alanım da İslam Düşüncesi. Ama ben kitaplarda okuduğum müjdeli haberlerin gerçekleşeceğinin ümidini sizlerde gördüm. El hak doğrudur ki Hocaefendi sıradan bir insan değildir. Bu sadece benim görüşüm değil benim gibi pek çok insanında ortak görüşüdür. Neden mi böyle düşünüyoruz anlatayım size. Biz hicreti değerlendirirken oldu bitti, geçti gitti, artık hicret yok derdik. Ama Türkiye’ye gidince bu güzel fiilin hala devam ettiğini gördük. Bir insan için veya bir insanlık için dünyanın öbür ucuna giden gençleri görünce çok şaşırdık. Bence bunun dünyada başka bir örneği yok. Benim üniversitemde Türkiye’den gelen öğrencilerim var. Onlara soruyorum buralara niye geldiniz, güzel ülkenizi niye terk ettiniz, diye onlar bana insanlığa hizmet için geldik, biz hicret ettik diye cevap veriyorlar. Bu muazzam cevabı veren öğrenciler neredeyse çocuk diyeceğimiz yaştalar ama onlar böyle konuşunca ben büyükleri çağırıp gelin bu gençlerden ders alın diyorum.

Ben önceden Fas’a Türkiye’den gelen üniversite öğrencilerine bakıp eğitim almak için gelmişler derdim. Öğretmenler için ise öğretmenlik yapmak için gelmişler diye düşünürdüm. Biraz bu insanları tanıyınca bu insanlarda farklı bir şeyin gizli olduğunu gördüm. İstanbul’u ziyaretimde Ali Bey isimli zengin bir tüccarın evinde misafir oldum. Bu zengin insan çok mütevazı bir evde yaşıyordu. Neden böyle mütevazi yaşıyorsunuz diye kendisine sorduğumda benim bir hocam var o dünyayı boşamış bizde onun gibi olmak istiyoruz diye bana cevap verdi. Ona hepimiz canımızı versek azdır. Zira o hep verdi hiç almadı, maalesef onu dünyanın peşine düşmekle itham ediyorlar dedi. Bu işin sırrını anladım ki bu öğrenciler ve öğretmenler de benim ülkeme bir şeyler almak için değil tam tersine vermek için gelmişler.

Bu Hizmet bir ışık kaynağına benziyor. Biz bu kaynağın vasıtasıyla Türkiye’yi, Türk insanını ve Osmanlı’yı hakkıyla tanıdık. Hizmet Hareketinin TV’leri, gazeteleri var. Bu organlarla rahatlıkla insanlara zarar verebilecekken kendisine ziyanı dokunanlara bile merhametle muamele ediyorlar. Ben şimdi bu harekete sıkıntı yaşatanlara seslenmek istiyorum, azıcık vefalı olun. Hocaefendi eğer makam peşinde koşsaydı istediğini çoktan alırdı. Onun derdi başka, o dünyaya insanlık öğretme telaşında. Çok daha büyük bir meseleye talip olmuş. O bütün sınırları ve farklılıkları aşarak herkese ulaşmak istiyor. Zira onun milleti ve dini ne olursa olsun bütün dünya insanı için söyleyecek sözleri var. Onun bütün dünya insanlarına olan sözü sen nesin, ne yapıyorsun ama aslında ne yapmalısın?

O Çölde Su,Yemekte Tuz gibidir.

Ben Hocaefendi’yi bir saat değil bir yıl konuşsam az. Hocaefendi’yi lisans ve doktora tezleriyle ve gazete haberleriyle bütün dünya zaten konuşuyor. Siz kim oluyorsunuz da onun hakkında böyle ağır ifadeler sarf edebiliyorsunuz? Üniversitede pek çok insan onu ve camiasını araştırmak istiyor. Üniversitedeki öğrenciler Sonsuz Nur’u okuyor. O çölde su, yemekte tuz gibidir.

Aslında bu camia onun önderliğinde çok büyük şeyler yapıyor. Dünyanın değişmesine vesile oluyor. Yaşanan güzellikler ister eğitim ister içtimai sahada olsun dünyada büyük bir inkılaba sebep oluyor. Dünya kendine bembeyaz bir sayfa açıyor. Bu Hizmeti tarife literatür yetmiyor zira hizmet hayatın her safhasında yer alıyor. Sosyal bilimciler insani terakki nasıl olur diye soruyor. Bu sorunun cevabını sosyal bilimcilere Hocaefendi veriyor. İnsani terakki fertten başlayarak tek tek bütün insanlığa sunulacağı bir reçete ile mümkün olur diyor. Onun reçetesi üç ayak üstüne kurulmuş.
Öğrenci ,eğitimci ve iş adamı. Bu ayaklardan bir tanesi olmazsa bu beste yarım kalır. Halkanın birisi eksik olursa şiir tamam olmaz. Bu parçanın herhangi bir kısmını sizler teşkil ediyor ve üstünüze düşeni yapmıyorsanız onun reçetesine ihanet etmiş olursunuz.

Hizmete destek olanlara abi deniyor ki onlar gerçekten kelimenin tam manasıyla birer abiler. Okul açıyorlar, öğrenciye imkân sağlıyorlar. Öğrenciler insanlığın geleceği. Yetişmiş öğrencileriniz olmazsa gelecekte insanlara reçete sunmakta zorluk çekersiniz. Bu hizmetlerin benzerlerini Arap dünyası da yapıyor ama muvaffak olamıyorlar. Zira onlar bu saç ayaklarından iş adamını ihmal ediyorlar. Bütün insanlık sizi bekliyor. Bu işten elini çeken mesul olur.

İnsanlık günümüzde oraya buraya savruluyor ve ne yapacağını bilemiyor. Ne yapacağını bilemeyen bu insanlara rehberlik edecek insanlar gerekiyor. İşte bu dahi rehberler sac ayağını oluşturan öğrenciler, öğretmenler ve iş adamları. Şimdi ben bu kesimin her birine selam eder ve derim ki: Sizin de kıymetiniz misyonunuzdan kaynaklanıyor. Bütün insanlığa hizmet eden bu projeye ve düşünceye sahip çıkmanız hem Hak, hem halk katında sizlere kıymet kazandırıyor. Eğer bu misyonu terk ederseniz sahip olduğunuz kıymetide kaybedersiniz.

Neden mi size sizi anlatıyorum? Çünkü siz insanlık adına bir ümitsiniz. Dünyanın problemlerini çözecek insanları gerçek medeniyetle tanıştıracaksınız. Siz kendi kıymetinizi takdir edemezsiniz ama Allah sizi ve yaptığınız işi takdir ediyor. Lütfen bu işi yarıda bırakmayın, başlattığınız işi tamamlayın. Sakın geri durmayın. Zira Efendimiz (sav) böyle güzelliklerin içinde olan hiç kimse talihsiz olamaz buyurmuş. Her birinizin başından ve ayaklarından öpüyorum dedi ve dedikten sonra kendisini konuşmasından dolayı tebrik etmek için ayağa kalkan arkadaşımızın alnından öptü.

Ne diyelim Allah, Üstad Buşepke’yi hüsnü zannında yalancı çıkarmasın.

Arif Özutku
www.turkokullari.net
www.rehberaile.com
@arifozutku

1367 izlenme

Yorum Yapın