Orta Asyalı Timurun Vefatı

Orta Asyalı Timurun Vefatı

Timur kardeşimiz Orta Asya daki Türk okullarından mezun olmuş. Bogaziçi Üniversitesinde iki bölümü birden aynı zamanda okumuş. Üniversiteyi derece ile bitirmiş. Türkiye’de girdiği ingilizce TOEFL imtihanından da 120 puan üzerinden 114 puan almış (alınan en yüksek puanlardan biri) Daha sonra da ABD-Colorada’daki dünyaca ünlü “School of Mines”Üniversitesinden doktora ya burslu kabul almış. Colorado’da hem Doktorasını yapıyor hem de asistan olarak araştırmasına devam ediyordu.

Dindar,faziletli, olgun ve zeki bir insandı. On beş günlük Türkiye ziyaretimden
döndüğümde, Timurun hastanede yattığını ögrendim. Ertesi gün yattıgı hastaneye ziyaretine gittim.
“Geçmiş olsun Timur,İnşallah ciddi bir şeyin yoktur”dedim elini tuttum. Mazlum ve solgun
bir yüz ifadesiyle yüzüme baktı.Hastalığı gayet ciddiydi.Kalın bağırsaklarında polip oluşmuş, çok ağrısı varmış. Ameliyat olmak istemediğini söyledi. Kalınbağırsağını alırlarsa abdest konusunda problem yaşayacağını, o yüzden ilaçla tedavi olmayı seçtiğini söyledi.”Abi buranın Doktorlarından memnun değilim”dedi.

Timur’um;“Onüç gündür yatıyorsun. Seni hala iyileştirememişler. Buradaki hastaneler
kalitesini pek bilmiyorum.İstersen seni Türkiye’ye göndereyim. Türkiyede saglık hizmetleri iyi. Benim Orada güvenebileceğim işinin ehli doktor arkadaşlarımız var. Orada tedavi ol” dedim.
“Hocam Allah razı olsun. Yıllardır hizmetin ekmeğini yiyorum. Bundan sonra
hizmete yük olmak istemiyorum.”.

“Hizmete yük olmazsın. Daha gençsin. Okulunu bitirince hizmetin hakkını ödersin. Sen tedavi olup saglıgına kavuşmalısın ki hizmetede faydan olsun.” dedim.

“Hizmet olmasa ben Allahtan, Peygamberden, Dinden, imandan habersiz olacaktım. Kısaca ot gibi yaşayacaktım. Hizmetin üzerimdeki hakkını ne yapsam ödeyemem. Bir hafta daha bekleyelim. İyileşme olmasa düşünelim” dedi. O sırada Timur’un doktora programındaki arkadaşlarından beş kişilik bir gurup ziyaretine geldi.

Ben onlara yer açılsın diye müsade istedim.

“Hocam acil bir işiniz yoksa biraz daha kalsanız olur mu?” diye sordu.

Bu gurup çıkıyorduki, öğretmenleri geldi. Bu üç profesör, Timur’a “dersleri düşünme, bir an önce saglıgına kavuşmaya bak….” dediler. Tam onlar ayrılırken dört kişilik yeni öğrenci gurubu daha geldi. Ben tekrar müsade istedim.Yine “biraz daha kalsanız abi” dedi. Herkes ayrıldı. “Timur bey bana söylemek istediğin bir şey mi var?” diye sordum.

“Burada olmanız beni çok memmun ediyor. Onun için kalsanız dedim. Kaldığınız için Allah razı olsun. İftar yaklaşıyor sizi gönderelim” dedi.

Bütün gücüyle boynuma sarıldı. İkimizinde birbirimizden saklamaya çalışsakta Gözlerimiz yaşarmıştı.“Hakkınızı helel edin. Hocam bana dua edin” dedi.

Kendisine cevap veremedim.Baş işaretiyle helalleştik.Aklım Timurda kaldı.
Ertesi gün saat 17.00 de Timura telefon açtım. “Yarın ziyaretine geleceğim. Yengen sana yemek hazırlayacak. İstediğin bir yemek var mı?”

“Abi, Allah razı olsun. Yengem zahmet etmesin. Benim artık Dünya ile, yemekle bir işim yok.”
“Timur bu ne demek oluyor? Bilmeyerek bir yanlışmı yaptık? Bana söylemediğin bir şeymi var?”
“Problem yok hocam. Yemek için zahmet etmesin. Burada yemek var. Ben zaten yemek yiyemiyorum. Bana hakkınızı helal edin”

“Hakkımız varsa helal olsun” dedim. Moralim bozuldu. Bir yere gitmem gerekiyordu. Ona refakat eden arkadaşı aradım. “Timur’un bir problemi mi var?”

“Hocam ben bir şey bilmiyorum. Timur, biraz önce bana iki saat sonra ameliyat olacağım. Ben bu amaliyettan sağ çıkacagımı tahmin etmiyorum. Benim babam Tacik. Annem Kırım Tatarlarından. Sovyetler Birliği zamanında sürgün olarak Orta Asyaya gelmişler. SSCB yıkılınca anne tarafımdan tüm akrabalarım Kırıma göç etmiş.

Babam yıllar önce vefat etti. Babamın da akrabası yoktur. Yaşlı bir annemden başka kimsem yoktur. Onun da ciddi rahatsızlıkları var. Ona benim öldüğümü birileri söylemeli. Aniden duyarsa ölmese de felç olur. Ben ölürsem şu numarayı ara, benin öldüğümü söyle. Bu benim nişanlım.

Gerisini bu halleder. Ben ona ne yapacağını anlattım” dedi. Ben de “insanın ecelini Allah bilir. Böyle şeyler konuşma” dedim….

Teravih namazını kılıyorduk. Acı haber geldi. Timur amaliyat anında vefat etmiş.
Ah Timur’um,genç yaşta aramızdan ayrıldı,adam gibi adamdı.”Senin yetişmen için kim bilir, ne çileler çekildi, ne gözyaşları döküldü..”

Onu mezara kendi ellerimle indirirken bir tüy kadar hafifti. Ben O’nu bir kardeş olarak çok sevmiştim,o da beni ve Türk insanını çok severdi. Kim bilir mezara ben indirdiğim için de ayrıca memmundu.
Mezarının başında müslüman sınıf arkadaşları Kuran okurken, Müslüman olmayan
Profösörler ve arkadaşları kendi çocukları ölmüş gibi ağlıyorlardı. “Sen ne yaptın ki bu insanlar seni bu kadar sevdiler?”

O gün havada bulut olmamasına rağmen, Mezardan ayrılırken yağmur yağmaya başladı.
Resmen “Ehl-i hidayetin ölmesiyle semavat ve arz, onların cenazeleri üstünde ağlıyorlar, firaklarını istemiyorlar.” Ayetinin tecellisine şahit oluyorduk.

Altı ay sonra ihtiyar annesi mezarını ziyaret için gelmişti. Yaşlı kadına mezarda bir
şey olur diye korka korka götürdük. Mezarın başında kadıncağız kendini tutamadı. Hem söyledi hem ağladı,hem de bizi de ağlattı.

“Sen benim dünyadaki tutunacağım tek daldın. Ahirette görüşürüz yavrum”dedi. Sonra zorla mezardan kaldırdık. Elindeki kavanoza biraz toprak doldurmuştu. Türk Kültür merkezinde Timuru tanıyan kişilerle mevlite benzer bir anma programı yaptık.

Annesi “Oğlumun size borcu var mıydı, varsa lütfen söyleyin ödeyeyim” diye herkesten helallik istedi.
Colorado’dan ayrılırken, “Benim oğlumun ne kadar arkadaşı olmuş. Her birisi de melekler gibi güzel insanlarmış.” Oğlumu kaybettim ama gönlüm müsterih çok güzel dostları varmış”dedi.

Hasan Hüseyin Aygün
hasanali2030@yahoo.com
Facebook: hasanali2030
Twitter: hasanali2030

Kategori: Köşe Yazıları

1045 izlenme

“Orta Asyalı Timurun Vefatı” için 1 Yorum

  • bu kadar mı duygu yüklü güzel anlatılır. acı haberi kademe kademe iletir gibi.. göz yaşlarıma hakim olamadım.. kardeşime yüce allah’tan rahmet dilerim. mekanı firdevs cenneti olsun inşallah…

Yorum Yapın