‘İnanmam o Türk olamaz’

Zaman Gazetesi yazarı Abdullah Aymaz, 'Bunlar, kapatın; onlar açın diyorlar' başlıklı yazısında günümüzde yurtdışındaki Türk Okulları'nın kapatılması için başlatılan cadı avının 17 yıl önce yaşanan bir benzerini köşesine taşıdı. Yetkililerin 17 yıl önce aldıkları cevapla bugün alınan cevap aynı...'İnanmam o Türk olamaz'

‘İnanmam o Türk olamaz’

İşte Abdullah Aymaz’ın köşesine taşıdığı o hatıra:

Bunlar, kapatın; onlar açın diyorlar

Yıllarını yurt dışındaki yüz akımız Türk okullarında geçiren Hasan Hüseyin Aygün Bey günümüze ışık tutacak bir hatırasını anlatıyor:

Tarih tekerrür ediyor. İbret alınsaydı tekerrür mü ederdi? Sanılmasın ki bu yapılanlar unutulacak. Ahirette hesap ayrı olacak. Gelecek nesiller bunları tarih kitaplarında okuyacaklar. Afrika’ya-Asya’ya gidip Türk okullarını kapatın diyenler!.. Gazetelerde bunları destekleyen yazı yazanlar!.. Sizlerin ya dünyadan haberiniz yoktur veya bilerek ülkeye ihanet ediyorsunuz. Büyük devletlerin başta Afrika olmak üzere, birçok ülkede hizmetin açmış olduğu okullar var. Kendi dilini kültürünü öğretiyorlar. Ticarî ilişkilerini bu şekilde geliştirmeye çalışıyorlar. Sizler Afrika’yı-Asya’yı… görmediniz-yaşamadınız. Sizin düştüğünüz durumun vahameti anlaşılsın diye bir hatıramı paylaşmak istiyorum.

Yıl 1998… Ülkemizin çok yetkili birisi bir heyetle Orta Asya cumhuriyetlerinden birini ziyaret ediyor. Milli eğitim bakanı Türkleri çok sevdiği için akşam yemeğine bizimkileri evine çağırıyor. Yemek yeniyor, bizim yetkili, milli eğitim bakanına: “Türk okullarını kapatın. Bunlar fundamantalist. Sizin çocuklarınıza İslam’ı öğretir…”

Milli eğitim bakanı,

“Bu bizim iç meselemiz. Biz değerlendiririz.” deyip kapatıyor. Bakan kendine ev yaptırıyor. Sabah erkenden inşaata geliyor. İşi yapan mühendis ise, Türk. Bakanı görünce bu saatlerde hiç gelmezdi problem var diye endişeleniyor. Yanına gelip buyurun inşaatı gezelim diyor. “Hayır inşaatı gezmeyelim sana bir şey sormak için geldim. Sizin yetkili, Türk mü?.” diyor. O da,

“Evet” diyor.

“Kesin biliyor musun?” deyince “Kesin biliyorum. Elbette Türk.” diyor.

“İnanmam o Türk olamaz.” diye ısrar ediyor. Ve diyor ki:

“O zaman sen yanlış biliyorsun. O Türk olamaz. O dün bana ‘Türk liselerini kapatın.’ dedi. Bizim çocuklarımıza Müslümanlık öğretirlermiş. Kardeşim biz Müslüman’ız. Çocuklarımıza Müslümanlık öğretilmesinden mi rahatsız olacağız? Şunu dese anlardım. Buradaki İngiliz, Fransız, Amerikan okullarını kapatın. Çocuklarınızı Hıristiyan yaparlar. Türk okullarını kapatın diyor. Anlıyor musun?

Bunu bana söyledi. Başkasından işitsem inanmazdım. Bizim istihbaratımız var. Biz bu okulları çok iyi biliyoruz. Kimsenin bize vereceği akla ihtiyacımız yoktur…”

Düne kadar KGB dünyanın en güçlü istihbaratıydı. KGB personelinin bir kısmı Kazakistan’da. Gidip o ülke liderlerine bu okulları anlatanlara, oradaki yetkililer eminim gülüyorlardır. Bu kadar basit konuşmalar karşısında yapacakları şey, bunları araştırın demek olacaktır. Ben bakanın dediği kişiyi araştırdım. Bakan haklı çıktı.

Dünden bugüne değişen bir şey yoktur. 1500 yıl önce Habeşistan’a hicret eden sahabiyi, Mekkeliler geri istedi. Necaşi, sahabelere; “Ülkemde istediğiniz kadar kalabilirsiniz.” dedi. Bugün yine Etiyopya’da, Türk okulunu kapatın diyorlar. Necaşi’nin torunları ise, oradaki okul yetkililerine “Yeni okullar açın.” diyor.

Yorum Yapın