Kreş Baskınının Kodları

Terörle mücadele ekiplerinin Zonguldak'ta 3-5 yaşındaki çocukların gittiği bir kreşe baskın düzenlemesi bana göre geçen haftanın en önemli mevzusuydu. Trajikomik olmanın çok daha ötesinde nitelendirilecek olan bu hadise maalesef gündem yoğunluğuna kurban gitti, medyada hak ettiği ilgiyi görmedi.

Kreş Baskınının Kodları

Baskın ve sonrasında yapılan açıklamalar ülkemizi yöneten insanların içinde bulunduğu psikolojik çöküşü ifade etmesi adına oldukça manidar kabul edilebilir.

Baskın emrini veren amirlerin ne yaptığını bilmeyen, operasyon yaptıkları yerin neresi olduğunun farkında olmayan insanlar olarak düşünülmesi onlara karşı yapılmış en büyük saygısızlıktır. Söz konusu amirler emniyet camiasının kurmayları hükmündeler. Almış oldukları eğitim, cahil memurlar gibi hareket etmelerini engelliyor. Yani baskını şuurlu bir şekilde kendilerine göre bir şeyler hesap ederek yapıyorlar. O zaman şu suale cevap aramamız gerekiyor. Yurt içinde ve yurt dışında ülkemizdeki gelişmeleri yakinen takip eden bütün kesimlerin ağızların açık kalmasına sebep teşkil edecek kadar tuhaf olan bu baskını neyi hesap ederek yapıyorlar?

Düşündükleri şey bu kurumda darbe planlarının yapıldığı veya vergi kaçırıldığına inanıldığı olmasa gerek. Zira daha tuvaletini söylemeyi yeni öğrenmiş çocukları darbecilikle veya onlarca silahlı polisle bastıkları kurumu vergi kaçakçılığıyla itham etmek oldukça gülünç olur. Bu baskın tamamen birilerine mesaj verme amaçlıdır: Bir taşla kuş sürüsü vurma niyetiyle yapılmış çoklu mesaj verme çalışması. Hem bu kurumları açan sivil toplum örgütlerine, hem tüm halka, hem de kendilerine vazife veren devlet büyüklerine mesaj vermek istiyorlar.

İlk mesaj eğitim faaliyetleri yapan sivil toplum örgütüne. Kendilerine şöyle deniliyor: Hala anlamadın mı benim gücümü, neden bana tabi olmuyorsun? İrademe karşı gelene ne kadar acımasız olabileceğimi gösterme adına bu baskın sana ders olsun. Gerektiğinde korumakla mükellef olduğum ve senin canından çok sevdiğin evladına da ben el uzatırım, diyor.

İkinci mesaj bütün Türkiye’ye: Size bunların okullarına kayıt yaptırmayın demiştim. Ama siz beni dinlemeyip iyi eğitim veriyorlar diyerek yaptırmaya devam ettiniz. Aklınızın başına gelebilmesi için yüzlerce polisle okul, dershane bastım. Ama gene anlamazdan geldiniz. Belki şu kayıt döneminde ben bir kreş basarsam artık sizde beni anlarsınız, deniliyor.

Üçüncü mesaj ise devlet büyüklerine. Devlet büyüklerine verilen mesaj mesajların arasında en enteresanı: Sayın büyüklerim sadece faşist devletlerde olabilecek bir uygulamayı hayata geçirmiş bulunmaktayım. Bana sonrasında her hangi bir ikazda bulunmamış olmanıza bakarak yaptığım uygulamadan memnun olduğunuz kanaatine vardım. Bu hususta sizin gözünüze daha çok girebilmek için yapılması gereken başka çılgınca işler varsa onları da yapmaya şimdiden hazırım. İsterseniz 1933 Almanya’sında olduğu gibi okullardaki bütün kitapları toplayıp şehir meydanına hepsini ibreti âlem olsun diye yakada bilirim, deniliyor.

Verilen mesajlar çok net ama aklı başında insanlar bütün bu tuhaflıkları seyrettikten sonra Allah bizi idare etmekle mükellef olan insanlara akıl, fikir ve insaf versin demekten başka söylenecek söz bulamıyor.

Arif Özutku
www.arifozutku.com
@arifozutku

1016 izlenme

Yorum Yapın