Teyzem Ben Sana Geldim

Burası adı söylendiğinde kara çağrışımlar yaptıran siyah incilerin yaşadığı kıta: Afrika Ama özünde gönülleri de göz bebekleri ve dişleri gibi ak olan insanların diyarı…

Teyzem Ben Sana Geldim

Afrika insanının temel özellikleri vefa, sevecenlik ve sinesinin genişliğidir. Ya da bütün dünyanın aksine yaşatma idealiyle yaşayan hizmet erlerinin onlar da gördükleri bunlardan ibarettir.
Onların bu meziyetleri Anadolu insanının diğerkâmlığı ile birleşince ortaya muhteşem dostluklar çıkar. Bu dostlukları anlatmaya kelimeler kifayet etmez. Anadolu insanının özverisi Afrika insanının en çok ihtiyaç duyduğu kalemlerde kendisini gösterir. Okul, yurt, hastane, kitap, öğretmen olup yağarlar koca kıtanın üstüne.

Hizmet erleri, bahtı derisi gibi kara ama gönlü ak olan kardeşlerini özellikle ramazanda ve kurbanda hatırlarlar. Bu mübarek günler onlarla beraber geçirildiğinde hakiki manasına erer derler. Bu güzel faaliyetlerin temeli bir açıdan onlara bütün bu sıkıntıları yaşatan renkdaşları adına bir özür, bir açıdan da aralarındaki kardeşlik köprülerinin daha sağlam hale getirilmesi adına bir vazifedir.
Evlerinden çıkıp ramazanı ve kurbanı Kara Kıta’da geçirmek için yola düşen kara sevdalıların yaşadığı pek çok ibretlik hadise vardır Afrika’da. Binlercesi yaşanan o ibret dolu hadiselerden birkaç tanesini

Senegal’den Esma Arın Hanımefendi bizlerle paylaşıyor:

Ben O Teyzeyi İki Yıl Önce Rüyamda Gördüm.

IMG-20150908-WA0001Geçtiğimiz Ramazanda, Almanya’dan gelen bir grupla erzak dağıtımı yapacaktık. Grubun içerisinde bayanlar da vardı. Gelen ablalar kendilerine emanet edilenleri bizzat sahiplerine elden teslim etmek için bu kadar yolu gelmişlerdi. Başkent Dakar’a yakın bir eyalete dağıtım yapmak için yola koyulduk. Kısa süre sonra Thies isimli eyalete ulaştık. Geleceğimizden haberdar olan insanlar dağıtım yapılacak yerlere saatler öncesinde gelmişlerdi.

Kapalı spor salonu gibi bir yerin önünde toplanan halk izdiham olmasın diye gruplar halinde binaya alınıyor ve salonun içerisinde dağıtımlar yapılıyordu. Dağıtım yapan genç bir bayan arkadaş gözyaşlarını silmeye çalışarak yanıma yaklaştı. “Hocam bir dakika gelebilir misiniz. Şu yaşlı teyzeyi görüyor musunuz? İşte ben o teyzeyi iki yıl önce rüyamda gördüm. Çölün ortasında oturmuş elindeki boş kabı bana uzatıyordu. Beni ona götürür müsün, onunla konuşmak istiyorum .” dedi.

Ablamızın anlattıkları beni çok etkilemişti. Yaşlı teyzenin yanına vardık, Daha ben bir şey demeden abla yüksek sesle: “Teyzem ben sana geldim. “ diyerek ninenin boynuna sarıldı.

IMG-20150908-WA0004Sanki o an zaman durmuş gibiydi. Salondaki herkes yaptığı işi bırakmış bizi seyrediyordu. Seyredenlerin gözlerinden incecik yaşlar süzülüyordu. Allah, mana âleminde tanıştırdığı bu iki insanı, maddi âlemde de üstelik yaşadıkları yerin binlerce kilometre uzağında bir araya getirmişti. Rüyada boş kabını kendisine uzatan ihtiyara bugün erzak veren insanlar aslında murad-ı ilahiyi hayata geçirmekten öte bir şey yapmıyorlardı.

Biz De Müslümanız Ama Sizinki Bir Başka 

Senegal’de de pek çok zengin insan vardır. Onlarda hayır işleri yaparlar. Ama hiçbiri bizim arkadaşlarımızın yaptıklarına benzemez. Mimarlık yapmakta olan kolej velilerinden bir tanesi kurban organizasyonu yapma adına Türkiye’den gelen misafirlerimize bu farkı şu cümlelerle izah etti.“ Bizler de Müslüman’ız. Elbette biz de sadaka ve zekât veriyoruz ama bizimkilerle sizinkiler hiç birbirine benzemiyor. Biz bizim adımıza tasarrufta bulunması için dini liderlerimize paramızı sunuyoruz. Nasıl değerlendirdiğini de hiç sormuyoruz. Verince elimizden çıktı, o kısmı artık bizi alakadar etmez diyoruz. Ama görüyorum ki siz ihtiyaç sahibinin bizzat yanında oluyorsunuz. Ona kendi elinizle yardımlarınızı takdim ediyorsunuz. Bunun için ekstra zaman ve enerji sarf ediyorsunuz. Bu durum bana çok ilginç geliyor. Yaptığınızı örnek bir davranış olarak görüyorum.” demişti.

Yine kurban dağıtımlarının bir tanesinde bu velimizin sözlerini teyit edercesine yaşlı bir Senegal’li dede “Sizin verdiğiniz bu etten başka yıl içerisinde ben belki bir daha et alma imkânı bulamayacağım. Bu yüzden, bu yardımı almak benim dünyamda çok önem arz ediyor. Ama daha da önemlisi Müslüman kardeşlerimin kilometrelerce uzaktan buralara kadar gelip bu yardımı bana elleriyle ulaştırması bana dinim adına gurur veriyor. Hepinizden Allah ebeden razı olsun.” demişti.

Afrika’ya gittiğim ilk yıllarda bir poşet et kime yeter, bu kadarcık et ile ne pişer ki diyordum. Ama sonrasında anladım ki bizim o etleri bu insanlara ulaştırmaktan ziyade onların edecekleri dualara ihtiyacımız var. O bir poşet et bu duanın vesilesiymiş. Bu kadar çok insan buralara bu duaları almak için gelirmiş.

 Arif Özutku
www.arifozutku.com
twitter: @arifozutku

Yorum Yapın