İnsanlar Geride Bıraktıkları İzlerle Hatırlanır: Ruhun Şad Olsun Hayrullah Hocam

Yakın zaman önce Maymmar'da görev yapan Muhacir Öğretmenlerimizden Hayrullah Karkı Bey ruhunun ufkuna yürüdü.Onun ibretlik hayat hikayesini sevenleri şöyle nakletti.

İnsanlar Geride Bıraktıkları İzlerle Hatırlanır: Ruhun Şad Olsun Hayrullah Hocam

Yakın zaman önce Maymmar’da görev yapan Muhacir Öğretmenlerimizden Hayrullah Karkı Bey ruhunun ufkuna yürüdü.Onun ibretlik hayat hikayesini sevenleri şöyle nakletti

Mymmar’dan Mehmet Fatih Sutay Bey arkadaşı Hayrullah Karkı Bey’i anlatıyor:

Rahmetli Hayrullah Bey Vietnam’da 7 sene öğretmen olarak vazife yaptıktan sonra geçtiğimiz Mayıs ayında eşiyle beraber Mandalay’daki okulumuzda göreve başladı.

Hayrullah KarkıGeldiği ilk gün sosyal medyada paylaştığı ’’Mandalay’da yeni bir yaşam’’ mesajını görünce ikinci hicretin ruh dünyasında oluşturmuş olduğu heyecanın büyüklüğüne bizler de şahitlik etmiştik. Maalesef Hayrullah Bey’in Mandalay’daki yeni yaşamı toplamda 5 aydan ibaret olacakmış.

İlk önce evini kiraladık. Şimdi yapması gereken iki önemli iş vardı: Birincisi kiraladığı küçük evde yeni düzenini kurmak, ikincisi Mymmar’a alışmak.

Ama sanki yaşayacağı kısa süreyi biliyor ve saniyesini zayi etmeden değerlendirmek istiyorcasına bu iki önemli işi bir haftanın içine sığdırdı. Evini düzene soktu, Vietnam’a çok benziyor dediği Mymmar’a ve insanına ise çabucak alıştı.

Karşımızda Hizmet etme aşkıyla yanıp tutuşan zıpkın gibi bir aile vardı. Hayrullah Bey okulumuzun müdür muavini olacak, Amerikan Dili ve Edebiyatı mezunu olan eşi Betül Hanım ise İngilizce derslerine girecekti.

Hayrullah Bey yerinde duramayan bir insandı. Tam bir proje adamıydı. Okulda işleri yoluna koyduktan sonra eğitim kalitesini yükseltme adına yeni projeler hazırlamaya başladı. Çalışkanlığıyla kısa zamanda okuldaki tüm öğretmenlerin ve öğrencilerin gönlüne girmeyi başardı.

Afetzedelere YardımHayata geçirdiği tek şey eğitim kalitesini yükseltme adına ürettiği projeler değildi. Öğrencilerin ahlaki gelişimini sağlama adına etkinlikler de organize ediyordu. Özellikle dürüstlük, yardımlaşma, adalet gibi evrensel kavramların çocuklar tarafından daha iyi anlaşılabilmesi adına programlar yapıyordu. Bu programlardan bir tanesi üzerinde en anlamlı mesajın yer alacağı tişört dizayn yarışmasıydı. Bu yarışmaya kendisi de ’’İnsanlar geride bıraktıkları izlerle hatırlanır.’’ yazılı tişörtle katılmıştı.
Geçtiğimiz Eylül ayında şehrimizde yaklaşık 100 kişinin ölümüne 150.000 insanın evsiz kalmasına sebep olan büyük bir sel felaketi yaşandı. Okul idaresi mağdur olan insanlara yardım etme kararı aldı. Öğretmen ve öğrenciler beraber para topladı, afetzedelerin yararına kermesler düzenledi. Kendisi de yetim büyüyen ve yokluğun ne demek olduğunu çok iyi bilen Hayrullah Bey bu yardımın toplanmasında ve muhataplarına ulaştırılmasında çok büyük rol oynadı. Köylere gitti, mağdur olan ailelerle konuştu, hal hatırlarını sordu, elleriyle taşıdığı yardımları bizzat evlerine ulaştırdı.

Çok cömert bir insandı. Onun cömertliğine örnek olur düşüncesiyle Myammar’lı müdür yardımcısı arkadaşımızın anlattığı bir hadiseyi sizlere nakletmek istiyorum. “Bir gün Hayrullah Bey’le beraber oturuyorduk. Kolumda saatim yoktu. Saatin kaç olduğunu öğrenmek için cep telefonuma baktım. Tam o esnada birden kolundaki saati çıkartıp koluma taktı. Önce bu tavrını garipsedim. Almak istemedim. Ama ısrar etti. O an almak istemediğim bu saati ondan aziz bir hatıra olarak ömrümün sonuna kadar saklayacağım.”

Myammar’a direk Vietnam’dan gelmişti. Vietnam tatile girdiğinde bizim okullarımız başlıyordu. Dolayısıyla geçen yaz Türkiye’ye gidememiş, sıla-i rahimde bulunamamıştı. Bir önceki yazda Vietnam’da kalmış, okulunun yeni yıla hazırlık çalışmalarına yardımcı olmuştu. Sömestr tatili yaklaşınca kış tatilini Türkiye’de geçirmek ve bayramda ailesiyle beraber olmak için müsaade istedi. Gitmeden bir gün evvel vedalaşmak için yanıma geldi. Arabamda oturuyordum, inip kendisini kucaklamak istedim. Hiç gerek yok lütfen inmeyin, gelince görüşürüz inşallah dedi. El sıkışıp ayrıldık. Meğer tekrar görüşemeyecekmişiz, o günkü görüşmemiz onunla dünya gözüyle son görüşmemiz olacakmış.
Daha önceden bir kalp kapağı eksik olduğunu ve 2 sene önce kendisine zorlu bir ameliyatla kendisine yapay kapak takıldığını biliyorduk. Son bayramında ailesiyle birlikte olduktan sonra izninin kalan kısmını eşinin memleketi olan Balıkesir’de geçirmek istemiş. Balıkesir’e gittikten bir müddet sonra kalbinin aniden durmasıyla yoğun bakıma kaldırılmış. 5 gün komada kaldıktan sonra Cuma günü cuma namazı vakti ruhunun ufkuna yürümüş.

Komada kaldığı 5 gün boyunca Mandalay ‘da yağmurlar hiç dinmedi. Onun eksikliğini Sema bizden önce hissetti ve ağladı. Vefatı hepimizi derinden sarstı. Öğrenciler okulun girişine koydukları bir kutuya Betül Hanım’a ulaştırılmak üzere mektuplar yazıp bıraktılar.

Okul panosuna üzerinde ’’İnsanlar geride bıraktıkları izlerle hatırlanır’’ yazılı tişörtle çektirdiği fotoğrafını astık. O fotoğrafa her gün bakarak :

Çok kısa sürede Mandalay’da çok büyük izler bıraktın. Yeri kolay doldurulamayacak bir hizmet insanıydın, diyoruz.

Eşi Betül Karlı Hanımefendi Anlatıyor:

Onu nasıl anlatırsınız sorusunun cevabını vermek zor. O her yönüyle örnek bir insandı. Sağlam iman etmiş, inanmış olduğu hakikate riyasız bir şekilde tam gönül vermişti. Bu sebeple inayet-i ilahi onun samimiyetinin bir karşılığı olarak hayatının her safhasında kendisiyle birlikte oldu.

Babası vefat ettiğinde 7 yasındaymış. Yaz tatillerinde esnafın yanında çıraklık yapmış, pazarda el arabasıyla alış veriş yapan insanların paketlerini taşımış, böylece aile bütçesine katkıda bulunuyormuş. O yokluk içerisinde önce Niğde Anadolu Öğretmen Lisesi’ni sonra Hacettepe İngilizce Öğretmenliği’ni kazanmış. Üniversiteyi bitirdikten sonra iki sene Türkiye’de Hizmet etmiş, Vietnam’a gider misin diye teklifte bulunulduklarında ise tereddütsüz evet demiş.

Hayrullah Bey ÖğrencileriyleTabii olmalı her şey, derdi. Riyadan nefret ederdi. Kin tutmazdı. Özür dilemekten çekinmezdi. Fikirlerini açıkça ve net söylerdi. Ama her şeyden önemlisi doğru bildiği değerlerden asla taviz vermezdi. Sabır noktasında onun kadar azimlisini görmedim. Malayani diye internet kullanımını sınırlandırmıştı. Sadece haber okumak için interneti kullanıyordu. Vefat ettiği zaman bilgisayarında ve telefonunda malayani dediği internete erişim yoktu. Ama Hayrullah’ın en önemli özelliği ibadetlerine karşı hassasiyetiydi.
Kılmadığı vakit namazını bilmiyorum. Evvabin namazlarını kaçırmazdı. Abdestsiz okula gitmez, sabah çıkmadan önce Duha namazı kılmayı ihmal etmezdi. Son namazı yatsı namazıydı camide cemaatle kıldı. Namaz tesbihatlarını ve ecirna dualarını yapardı. Her fırsatta Estağfurullah çekerdi. ‘’İnsanların günahlarını düşününce af adına özel bir dua aramasına hiç gerek yok. Estağfurullah desin yeter, sonra bir bakıyorsunuz fark etmeden o günahı terk etmişiniz.’’ derdi. Kur’an’ı genelde akşamları okurdu. Yatmadan önce Ayetel Kürsi, Felak, Nas ve Amenerrasulu’yü okur öyle yatardı. Kalbinin durduğu gecede okuyup yatmıştı. 2013 ‘te geçirdiği kapak yetmezliği ameliyatından sonra ilaç kullanmaya başladı. Ama onun öncesinde pazartesi ve perşembe oruçlarını mümkün olduğunca tutardı.

Türkiye’ye son gelişimiz önceki gelişlerimizden farklıydı. İlk kez bir bayramı ülkemizde geçirecektik. Hayrullah ise belki 9 yıl sonra ilk kez ailesiyle birlikte bayramda bir arada olacaktı. Kurbanını köyde kesti. Myammar’a dönüşünde kendi dersleri ve derslerinde kullandığı tekniklerle ile ilgili hayata geçirmek istediği yeni planları vardı. O dünyayı ahiretin tarlası bildi ve kendisine verilen ömrü Hizmet vesilesi olarak kullandı. Selametle kabir kapısına kadar yürüdü.

Myanmar’dan ayrılmadan önce bir sohbetimizde bana bakıp “Ben Rabbimden huri istemem.” demiş ve gülmüştü. Aramızda geçen o sohbeti hatırlayınca mutlu oluyorum. Evliliğimizin sadece dünyaya değil ötelere bakan bir evlilik olmasından dolayı kendimi talihli hissediyorum.

Vietnam’dan vazife arkadaşı Ali Bey’in onun için yazdığı aşağıdaki dizeleri Hayrullah Hoca’nın hayatını ve misyonunu özetler gibi. Allah şefaatine nail etsin

Hüsn-ü Yad

Bir gün, yiğidin atının çatladığı gibi,
Çatlayıverdi, senin de dertli kalbin,
Atıverdin kendini, toprağın kara bağrına,
Ancak böyle açar, güller ve çiçekler der gibiydin.
Analar senin gibi daha nice Yusuflar doğursun inşallah!
Müminler ve melekler, hizmetini alkışlasın, desinler Barekallah!
Söz, biz de, Hak yoluna baş koyduk, Evvel Allah!
Bizi, Resulünün sancağı altında buluştursun, Yüce Allah!

Arif Özutku
www.arifozutku.com
twitter: @arifozutku

Yorum Yapın