İyi ki Buralara Geldiniz, Siz Gelmeseydiniz, Biz Ne Yapardık?

İyi ki Buralara Geldiniz, Siz Gelmeseydiniz, Biz Ne Yapardık?

“Ey iman edenler, nerde kaldı sizin Müslümanlığınız! Niçin size Allah yolunda, koşarak seferber olun denilince yerinizde yurdunuzda çakılıp kaldınız, ağırlaştınız. Yoksa ahiretten, ebedî yurttan vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının zevki, ahiret hayatının, ebedî hayatının yanında lafı edilmeyecek bir değerdir.” (Tevbe 38)

Yukarıda mealini okuduğumuz ayeti kerime her asırda farklı insanlara ve gruplara işarette bulunmuştur. Fakat içinde bulunduğumuz çağda dünyanın 170 ülkesine okul açmak için evini yurdunu terk eden muhacir öğretmenlerden ve ailelerinden çok açık bir şekilde bahsetmektedir. Yapılan insani hizmetin boyutu o kadar büyüktür ki gök ehlinin alkışladığı faaliyetler henüz yer ehli tarafından hakkıyla fark edilebilmiş değildir. Hatta bu güzel faaliyetleri ifa edenler, ayeti kerimenin ifadesiyle evine çakılıp terk edemeyen insanlar tarafından insafsızca eleştirebilmektedir. İşte yer ehlinin eleştirdiği ama gök ehlinin alkışladığı bu güzel faaliyetlerden ve kahramanlarından bir örnek:

Senegal’den Tuba Kaya Hanımefendi anlatıyor:

Üniversiteyi Moritanya’da okudum. 2011’de evlendim. Evlendikten sonra eşimle birlikte ilk öğretmenliğe başladığımız yer Senegal’in başkenti Dakar oldu. Dakar’da 2 yıl görev yaptıktan sonra eşimin yeni görev yeri Dakar’a 300 km uzaklıkta olan Kavlak’ta açılacak olan üniversite hazırlık dershanesi olarak değişti. Kavlak şehrine o zamana kadar hiç gidilmemişti. Moritanya’ya da üniversite okumaya giden ilk öğrenciydim. Şimdi Kavlak’a giden ilk aile olacaktık. Orada ilk kurumu biz açacaktık.

Kavlak’a gidiyor olmak beni karmaşık duyguların içerisine itmişti. Dakar’daki öğrencilerimi çok seviyordum, onlardan ayrılmak bana zor geliyordu. Üstelik Kavlak’ta sadece biz olacaktık. Yani eşimden başka oturup konuşacak kimsem olmayacaktı. Öğretmenlik de yapamayacaktım, ev hanımı olacaktım. Öte taraftan hizmet olarak aynı Moritanya’da olduğu gibi ilk olmak bizlere ailece çok büyük heyecan veriyordu. Bu duyguların tesiriyle taşınmadan önce eşimle Kavlak’ı görmeye gittik. Dakar’a döndüğümde bir rüya gördüm.

Rüyamda Kavlak’a doğru yürüyerek gidiyorduk. Gittiğimiz her yer biz geçerken yeşeriyordu. Efendimiz (sav) eşimle beraber bizi Kavlak’ta karşıladı ve “Kavlak’a hoş geldiniz. Burada çok güzel şeylere vesile olacaksınız.” dedi. Bu rüya Kavlak’ta bizi bekleyen her ne sıkıntı varsa hepsini şimdiden katlanılabilir hale getirmişti.

Kavlak başkent Dakar gibi gelişmiş bir yer şehir değildi. Senegal’in en sıcak ikinci şehriydi. Neredeyse hiç bir tabii güzelliği yoktu. Şehir sinek, kertenkele ve iguanalarla doluydu. İlk gittiğimde yirmi gün boyunca evden dışarı çıkmadığım zamanlar oldu. Can sıkıntısını atabilmek için çay içmeye gidebileceğimiz tek bir arkadaşımız yoktu. Ama bu durumdan hiç şikâyetçi değildik. Gurbeti ziyadesiyle yaşıyorduk ama gurbet bizi Rabb’imize her gecen gün daha da yaklaştırıyordu. Teheccütlerimizi kaçırmıyor, her gün Kur’an okuyorduk.

Önce komşularımla iletişime geçtim, onlarla kısa sürede kaynaştım. Hatta bir tanesi sen Kur’an biliyor musun diye sordu. Evet deyince peki niçin bize öğretmiyorsun ben mahallenin bütün kadınlarını toplayıp getiriyorum, hemen bize öğretmeye başla, dedi. Dakar’da bıraktığım okuluma ve öğrencilerime çok üzülmüştüm ama Allah bana Kavlak’ta üstelik her yaşta pek çok öğrenciyi nasip etmişti. Evim Allah kelamının talim edildiği bir okul, komşularım öğrencilerim olmuştu. Derslere devam eden ve Kuran’a geçen 60 yaşındaki bir teyze iyi ki buralara geldiniz, siz gelmeseydiniz, biz ne yapardık? Kuran öğrenemeden ölüp giderdik. Her zaman sana, eşine ve Türkiye’deki ailelerinize dua ediyorum dedi
Kurban bayramında, kurban kesimi ve dağıtımı için Kavlak’a Türkiye’den yaklaşık 30 kişilik bir grup geldi. Bu kadar çok insanı bir arada görmek beni hem sevindirdi hem de heyecanlandırdı. Yemekleri ben hazırlayacaktım. Acaba yetiştirebilecek miydim? Çünkü tek başımaydım. Bu heyecan içerisindeyken kapım çalındı. İki komşum gelmiş bu kadar misafiri tek başına nasıl ağırlayacaksın? Sana yardıma geldik demişlerdi.

Komşularımla samimiyetim akraba derecesindeydi. Eşim oğulları, ben ise kızları gibiydim. Dikkatle düşününce hiçte yalnız olmadığımı anladım. Cenab-ı Hakk’ın onun rızası adına terk ettiğim her şeyi bana fazlasıyla nasip ettiğini gördüm. Annemi babamı geride bırakıp buralara gelmiş ama buna mukabil onlarca anne ve baba bulmuştum. Okulumu ve öğrencilerimi bırakıp gelmiş ziyadesiyle bulmuştum.

Aslında Allah, onun rızası adına neyi terk ediyorsak bize misliyle geri vermekteydi. Aynı zamanda verdikleri vereceklerinin garantisi hükmündeydi. Biz de zaten onun rızasını kazanmak düşüncesiyle dünya hayatının rahatını terk etmiş, buralara kadar gelmiş değil miydik? Dünya lezzetlerinin ebedi hayatın güzellikleri yanında lafı edilmeyecek değerler olduğunun farkındaydık.

Yurdumuzda çakılıp kalmamanın, rıza-i ilahiye ulaşmanın en kestirme yolu olduğundan hiç şüphemiz olmadı.

Arif Özutku
www.arifozutku.com
twitter: @arifozutku

1425 izlenme

“İyi ki Buralara Geldiniz, Siz Gelmeseydiniz, Biz Ne Yapardık?” için 2 Yorum

Yorum Yapın