Habiller’in Kabiller’le Bitmeyen İmtihanı

Habiller’in Kabiller’le Bitmeyen İmtihanı

Geçenlerde bir arkadaşım ’’Sanki son zamanlarda verilen ‘paralel yapı’ konserlerinde bir azalma var gibi. Acaba bir yumuşama mı söz konusu hocam?’’ diye sorduğunda kendisine tebessüm ettim.

Arkadaşıma cevaben: Şair demiş ya hocam “Kim görmüş Mecnunun Leylayı bıraktığını” diye. Bu mesele de aynen öyle. Kim görmüş Kabil’in Habil’i azat ettiğini. Bugünlerde farklı yoğunlukları var. Nefes aldıkları zaman eskiyi kaza ederek zulme devam edecekler, dedim.

Eksik olmasınlar beni yalancı çıkartmadılar. Önce Sultanahmet’in bombalandığı gün Erdoğan, büyükelçilerle görüştüğü konferansta Camia’nın okullarına MEB ve Dış İşleri personelince el konulması gerekiyor dedi.

Onun bu konuşmasından hemen sonra Uşak, Antalya, Mersin, Adıyaman, Adana, Kayseri ve İzmir başta olmak üzere pek çok yerde ev ve iş yerlerine polis baskınları yapıldı.

Onlarca insan gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında eğitimci, esnaf, emekli asker ve işadamları var.

Yani neredeyse toplumun her kesiminden insan nefret operasyonlarının hedefi haline getirilmiş durumda.

Gözaltına alınan insanlar arasından tutuklamalar da yapıldı.

İroniye bakın ki gözaltına alınan neden alındığını bilmediği gibi, tutuklanan da neden tutuklandığından habersiz.

O gün bana acaba bir yumuşama mı var diye soran arkadaşım şimdi bana nereden bildiniz diye soruyor.
Keramet gösterdiğim falan yok. Yaptığım sadece hadiseleri okumak. Bugün hükümet ve Camia arasında olan hadiseler tarihte ilk kez yaşanmıyor.

Tarih bu kardeş kavgasının benzerleriyle dolu.

Hatta bu kavganın ilki Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim tarafından Maide suresinde bizlere nakledilmiş.
Kıssa, surenin 27-32. Ayetleri arasında anlatılıyor. Toplamda 6 ayetle Allah bize pek çok dersi birden veriyor.

İsimleri verilmeden Hz Adem’in iki oğlunun arasında yaşananlar özetle şöyle anlatılıyor.
Her iki evlatta Allah’a kurban adamışlardır. Bu kurbanların içinden malının iyisinden taktim eden Habil’inki kabul edilmiştir.

Kabil malının iyisinden taktim ettiğinde servetinin eksileceği korkusunu yaşamıştır.

Dolayısıyla sunduğu kurban niteliksizdir.

Niteliksiz olduğu için de geri çevrilmiştir.

O isteyenin Allah olduğunu bilmesine rağmen vermesi gerekeni verememiştir.

Kabil’in vermesi gerekeni verememesinin sebebi dünyaya meyletmiş olmasıdır.

Habil dünyanın faniliğini bilip onun düştüğü hataya düşmemiştir.

Kurbanı kabul edilmediğinde Kabil’in yapması gereken hatasını kabul edip, bir an önce kardeşine benzeyerek tekrar doğruya dönmek olması gerekirken o yaptığı hatayı bir üst seviyeye çıkarmayı tercih eder.

Habil’e gelerek “Seni mutlaka öldüreceğim.” der.

Kardeşinin bu tehdide cevabı “Allah, ancak korkup-sakınanlardan kabul eder.” şeklinde olur.

Habil onun tehdidinden korkmak yerine kendisine istikamet çağrısı yapar.

Verdiği cevapla Habil kardeşine, senin problemin yanlışta bir üst safhaya çıkarak değil yanlışı yaptığın ilk safhaya dönerek orada doğruyu bulmakla çözülür demektedir.

Ama olmaz, dünyaya gönül veren Kabil yanlıştan dönmez.

Ben doğru olanı ortadan kaldırdığımda bana yanlış olduğumu söyleyecek kimse zaten kalmayacak ve problem kökten çözülmüş olacak diye düşünür.

Dünyevilik zulme dönüşür.

Kabil kendisini doğruya çağırmaktan başka suçu olmayan kardeşinin hayatına son verir ve hüsrana uğrayanlardan olur.

Kıssa aynen günümüzde Camia’nın yaşadıklarını özetlemektedir.

Yazının başında gözaltına alınan neden alındığını bilmediği gibi, tutuklanan da neden tutuklandığından habersiz demiştik.

Kıssaya göre aslında sebep gayet açık.

Helal haram ayırt etmeyecek kadar dünyevileşen kardeş gittiği yolun hiç de hayırlı olmadığını kendisine tövbe et diyerek hatırlatan kardeşini yok etmek istemektedir.

Kardeşinin durup söylediklerini düşünmek yerine ona parmak sallayıp senin inine gireceğim diyerek tehdit etmektedir.

Bu söz Kabil’in kardeşi Habil’e “seni mutlaka öldüreceğim” demesiyle eşdeğerdir.

Seni yok ettiğimde bana yanlış olduğumu söyleme cesareti gösterebilecek kimse kalmayacak ve mesele kökten hallolacak diye hesaplamaktadır.

Sonrası malum: Karakollar, mahkemeler, hapishaneler.

Şimdi anlatabildim mi neden yumuşamanın olmayacağını veya bu zulmün bitmeyeceğini.
Kabil, Habil’i gömmeden kendisini huzurlu hissetmeyecek.

Maide suresinde anlatılan bu kan dondurucu kıssanın mesajları karşısında Camia’nın da sağlam bir dayanak noktası var.

O noktayı Nahl suresi 127.ve 128. Ayetlerinden bulup çıkarmışlar.

Allah o ayetlerde sanki Camia mensuplarına sesleniyor ve diyor ki:

“Sabret! Senin sabrın da ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma! Çünkü Allah, muttakîlerle ve muhsinlerle beraberdir.”

ARİF ÖZUTKU
http://www.arifozutku.com/

 

Yorum Yapın