Kıymetini bilemediğimiz sevgi iklimi: Türkçe Olimpiyatları

Kıymetini bilemediğimiz sevgi iklimi: Türkçe Olimpiyatları

Hani bahar tüm renklerini yeryüzüne serdiği, Haziran meltemleri yüzümüzü okşamaya durduğu zaman yüreklerimizi bir kıpırtı sarardı. Anadolu’nun her köşesinde bir koşuşturma başlar; en güzel organizasyonlar, dünyanın değişik bölgelerinden gelen Türkçe çiçekleri, barış elçileri için yapılırdı.

10 bin, 20 bin kişilik stadyumlar dolar ve taşar bizim kültürümüz, türkülerimiz, oyunlarımız bazen sapsarı saçlı masmavi gözlü, bazen de simsiyah tenli bir barış elçisi tarafından sahnelenirdi. Bizler de köylüsü-kentlisi, işçisi-memuru, yaşlısı-genci ile stadyumlardan başlayıp televizyon ekranlarına yansıyan tarifsiz bir coşkuya ortak olurduk. Kimi zaman gençliğimizde dinlediğimiz bir arabesk parça ile efkârlanır bazen de Tanzanya’nın bağları ile ritim tutardık.

O kadar samimiydi ki bu resim, sanki başka bir boyutta geçirirdik bu saatleri. Nasıl olmasın ki, Anadolu’nun bıyığı yeni terleyen delikanlıları ve annesinin kıymetlisi genç kızları, kültürümüzü dünyanın tüm köşelerine taşımak için yollara dökülmüş; anadan, babadan bazen evlattan ve yardan geçmişlerdi. Bu coşkunun arkasında onların ihlâsı, samimiyeti, gözyaşı ve bin bir emekleri vardı. Dertli bir sinenin tavsiyesine uyup yollara dökülmüş kimi Afrika’nın çöllerine kimi de neredeyse buzullara kadar gitmiş içlerindeki insan sevgisini hakikat aşkını muhtaç gönüllere boşaltmıştı.

İşte bu resmin arkasında bazen insanı sevinçlere salan bazen de büyük hüzünlere gark eden yüzlerce hikâye vardı. Bu sevda uğruna Moğol dağlarında kalan yiğitler, Tuna boylarında öğrencileri için can veren yürekler, Irak’ta can veren ve ölüm döşeğinde öğrencilerinin halini ahvalini soran Azerbaycanlı Gülnar Öğretmenler vardı ve bu resim, nasıl samimi olmasındı.

Tüm sıkıntılara rağmen her türlü fedakârlığa katlanarak sevgi çiçeklerini bu muhteşem organizasyona hazırlayan fedakâr eğitim sevdalılarının emeğine sahip çıkamadık maalesef. Biz Anadolu olarak kıymet bilemedik ama onlar artık dünyaya açıldı ve bu bayrak her yerde dalgalanmaya başladı. 160 ülkeden Anadolu’ya gelen Türkçenin çocukları bu kapının kapanmasıyla şimdi Amerika’dan Asya’ya kadar dünyanın değişik köşelerinde sahne alıyor ve Türkçe bayrağını dalga dalga gönlere çekiyorlar. Biz ise vefasızlığımızın neticesi olarak bu festivalin tüm heyecanlarından mahrumuz şimdi.

Bu yıl ülkemizde yapıldığı yıllara nazaran biraz erken başlayan Türkçe mevsimine Filipinlerden start verildi. Birçok resmi kurumun maddi manevi sahip çıktığı festival hakkında Filipinler Başsavcısı Claro A. Arellano söylediği sözler bizim vefasızlığımız adına kayda değerdi. Başsavcı Arellano, festivaldeki konuşmasında “Bizi öldüren silahları kontrol edemeyebiliriz. Fakat daha önemlisi bölünme için zemin oluşturan umursamazlık, hoşgörüsüzlük ve kayıtsızlığı yok etmek için köprü oluşturmalıyız. Böyle saygın ve birleştirici bir etkinliğe ev sahipliği yapmak ülkemiz için büyük bir onurdur’’ şeklinde konuşurken, Konyalıların deyimiyle ‘Goca Gudret’in eğitim sevdalısı koca yürekli yiğitleri asla sahipsiz bırakmayacağını ilan ediyordu.

Anadolu’muzun bunca parçalanmışlığı yaşadığı bir zamanda, böyle birleştirici bir etkinliğe ne kadar çok ihtiyaç duyduğumuz aşikâr. Zannediyorum bu birleştirici hareketin gerçek manada kıymetini önce dünya sonra biz bileceğiz.

http://blog.zaman.com.tr/kiymetini-bilemedigimiz-sevgi-iklimi-turkce-olimpiyatlari
© Mehmet Akbaş

Yorum Yapın