İlkin Beyaz Geceler'de tanımıştım onu. Her taşı musikı ile örülü Petersburg ilk yaz sıcaklarında yıkanıyordu. Otobüsümüzün ön kapısından bir genç bindi. Saçları siyah bir bulut gibi perdeliyordu alnını Yüzü, bir dolunay gibi parlıyordu. Bakışları derin ve manalıydı. Gözleri buğuluydu. Dokunsan ağlayacak bir hali vardı. Mikrofonu eline aldı:
|
|
Yolculuklar kolaylaştı artık günümüzde. Uçağa binip gökyüzünde bulutların arasında kaybolarak gideceğiniz yere ulaşmanız saatlerle sınırlı kalabilir.
Gittiğiniz mekanın heyecanı da yine sadece saatlerle sınırlı bu yüzden. Yeşeren Ümitler ekibi olarak bizim yola çıkış hazırlıklarımız ve heyecanımızsa aylar öncesinden başlar. Şanslıyız zannediyorum. Çünkü aylar öncesinden röportajlar yapılır sonrasında hazırlıklar ve derken uçuş anı…
|
|
Gece bozkır ayaza kesiyor.
Yere daha bir yakın duruyor bozkırda yıldızlar. Gecenin karanlığında sonsuz beyaz dağların ardından ay yükseliyor. Tanrı Dağlarının görkemli silueti yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
|
|
Gece koyu karanlıktı. Hint Okyanusu'ndan ıslak yosun kokuları taşıyan muson rüzgârları yüreklerdeki yangınları daha da harlandırıyordu. Çaresizdiler. Oturdukları koca konak, bir evden ziyade koca mezarı andırıyordu. Eski medeniyetlerde eşi ve eşyalarıyla birlikte mezara gömülen insanlar gibiydiler. Gece ilerliyordu.
|
ABDULLAH AYMAZ - Kamboçya'daki Türk Koleji Müdürü, bir hatırasını anlatırken diyor ki: 1997'nin Eylül ayı... Okulumuzun ilk öğrencisini aldık. Bir hafta sonra bir öğrenci daha kayıt oldu, fakat bir süre sonra okulu bıraktı. Okulumuzda bulunan üç öğretmen sadece bir çocuğa ders veriyordu. İlk veli görüşmesi için çocuğun evini bir öğretmen arkadaşla ziyaret ettik. Bir hayli tedirgindik. Çünkü üç ay geçmesine rağmen sadece bir talebemiz vardı.
|
|
Nihat DAĞLI - Bir dönem, yabancıların Türkiye'de okul açmaları ve misyonerlik faaliyetinde bulunmaları, Türkiye'nin muhafazakârı ve dindarı için menfî olarak değerlendirilen bir şeydi. Yabancı okulların ve misyonerlik faaliyetlerinin Türkiye'nin 'yabancılaşması'na çalıştığı tezi işleniyordu. Sınırların çok belirgin olduğu bu dönemde, 'biz' ve 'düşmanlar' ayrımı yaygındı. Olan ne idiyse çok şey değişti, sınırlar kalkmadıysa da esnekleşti.
|
Mehmet SUCU - Kalbten kalbe yol vardır" derler. Ağızdan çıkan söz, kulaklardan öteye gidemez; yürekten çıkan söz, yüreklere tesir eder. İşte muhabbet erleri, dünyanın her yerinde Cenab-ı Hakk'ın inayetiyle yüreklere seslenebiliyorlar. Bakışları, masumiyetleri, istiğnaları en katı yürekleri bile yumuşatan bu erlerin hâlleri başkalarına benzemiyordu.
|
|
GEÇEN hafta iki gazeteci birlikte Senegal’e gittiğimizi ve Türkçe olimpiyatları ön elemelerine katıldığımızı yazmış ama ağırlıklı olarak Senegal’le ilgili bir metin ortaya koymuştum. Serdar Turgut, Türk okullarıyla ilgili izlenimlerini kaleme aldı. Nitekim Ece Temelkuran da geçen hafta yaptığı Kongo ve Kamerun’daki Türk okullarıyla ilgili gözlemlerini yazmıştı.
|
|
Yurtdışında cemaatin kurduğu okulları görünce cumhuriyet tarihimizde ne kadar da büyük yanlışlar yapıldığını tekrar düşündüm. Bugün sivil toplum örgütü olarak cemaatin yapmakta olduğu işi, istese aklına gelse cumhuriyet rejimi de veya laik sivil toplum örgütleri de zamanında yapamaz mıydı diye düşünüyor insan ister istemez.
|
|
Geçen hafta bir grup gazeteci dostla Senegal’deydik. Gidiş sebebimiz uluslar arası Türkçe olimpiyatlarının Senegal finaline katılmaktı. THY ile yedi saatlik bir uçak yolculuğu ile gidilen bir ülke Senegal. Eski Fransız sömürgesi ve tahmin edebileceğiniz gibi resmi dil Fransızca. Ülkenin yüzde 95'i Müslüman. Afrika’nın batısında, Atlas okyanusuna kıyı bir ülke. Aynı zamanda Batı Afrika’nın da limanı. Ülkenin en büyük gelir kaynağı liman üzerinden gümrük gelirleri. Erkam Tufan AYTAV
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 21 - 30 of 156 |