|
Bir davet üzerine Afrika'da açılan Türk okullarından birini ziyarete gitmiştik. Ziyaret esnasında bir gece vakti istirahat ettiğimiz odanın kapısı çaldı. İçeriye müdür yardımcısı ve bir öğretmen arkadaş girdi. Müdür yardımcısı arkadaş içeri girer girmez, yanında bulunan öğretmen arkadaşın annesinin vefat haberinin geldiğini, mümkünse bir müddet oturup bizimle dertleşmek istediğini ifade etti.
|
|
Namık Kemal Zeybek Sekiz gündür dışarıdaydım. Geçmişten rüzgârlar alıp geleceğe yelkenler açmış Türkiye'yi yaşadım. Döndüm ve havaalanında türbanla boğulan Türkiye'yi gördüm. Sekiz gün önce de konu gündemdeydi. Şimdi neredeyse tek konu olmuş... "Olsun, aşarız" diyelim ve gördüklerimi paylaşalım istiyorum...
|
|
Sevgi dekorlu her yapıt ilgi odağı olmaya mahkum. Cesaret süzgecinden geçen her hamle, taltife gebe. Karşılıksız atılan her adım, alkışa liyakat makamında. Mütevazı her gayret yol vurup gitmede mahir. Talep burcundaki her meta, şevke kamçı. Şevk gergefli her fiil, iştiyak yamaçlarında.
|
|
Birol Topuz (Herkul.org) Öğretmen, önde olmak mecburiyetindeki insan. Her konuda önde olmak düşer ona. Onun hayatı takip altında zira. Dikkatli bakışlardır nasibi her daim onun. Bu şuurla hareket etmek ona vazife. Yoksa en küçük falsoda ele verir kendisini. Hem de hiç ummadığı yerde, ummadığı kişinin ağzından. Haliyle pür dikkat bir hayattır onu sarmalayan. Ve attığı her adımın birileri için bir mana ifade ettiği şuuruyla yaşayan.
|
|
M. Fatih ÖZTARSU - Geçtiğimiz ay Bakü’yü ziyaret eden cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün ısrarla üzerinde durduğu konulardan biri de Türkiye’nin Azerbaycan’da çok etkin faaliyetlerde bulunmasıydı. Bu etkin ve iki kardeş ülkeyi birbirine yakınlaştırıcı faaliyetlerden biri de Bakü’de kurmuş olduğumuz Qafqaz Universitesi’dir.
|
|
Erkam Tufan Aytav Bir gün arabamın tamiri için sanayiye gitmiştim. Arabam tamir edilirken servis sahibi ile bir taraftan sohbet ediyor, bir taraftan da çayımızı içiyorduk.
|
|
Recep Şükrü GÜNGÖR Panait Istrati’nin romanlarını okuyanlar “göç” kelimesinin ne denli dokunaklı, yaralı, hikâyeli oluşunu bilirler. ‘Akdeniz’ romanında, yolculuğu Mısır’a kadar uzanan bir kızın ve onun peşinden giden bir babanın lirik hikâyesi anlatılır. ‘Baragan’ın Devedikenleri’nde ise Romanya’nın iç savaşı dillendirilir. Bir devletin iç savaşa sürüklenişiyle devedikenlerinin şehri kaplayışı arasında güçlü bağlar kurulur.
|
|
Geçen ay, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın davetlisi olarak Kırım'ı ziyaret ettim. Sonra, Bursa İmam-Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği'nin davetlisi olarak Makedonya'ya gittim. “Dilde, Fikirde, İşde Birlik”in destanını yazan İsmail Gaspıralı Bey'in memleketi Akmescit'te, Giray Hanlar'ın payitahtı Bahçesaray'da ve Yahya Kemal'in baba ocağı Üsküp'te Türk okullarını gezdim, öğretmen ve öğrencilerle hasbihal ettim.
|
|
İnsanlık ötelerden ivme kazanmış, kaynakları Saadet asrına uzanan bir hareketle karşı karşıya olduğunun farkına varıyordu. Karşılıksız sevginin nasıl olduğu böylece ortaya çıktı. “Önceden savaşıyorduk kendi aramızda. Ancak şimdi aynı sıralarda oturuyoruz, insanlığın barış, sevgi ve daha iyi bir gelecek umutlarına dair ne varsa birlikte yaşıyoruz” diyor ve böylece dünyanın dört bir tarafında açılan okulların insanlık için önemini ilan ediyordu bir çiçek yüzlü genç.
|
|
Bir önceki yazımızda, Anadolu’dan binlerce kilometre uzakta Meksika’da açılan Türk Koleji’nde görev yapan ve orada Türk insanının sesi ve soluğu olarak çaba gösteren Erhan Çokcoşkun isimli bir öğretmenin anlattıklarına yer vermiştik. Bugünkü yazımızda ikinci ve son bölümünü aktarıyorum.
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 71 - 80 of 156 |