Anasayfa arrow Köşe Yazıları arrow SEVGİ OKULLARI'NA DAİR
SEVGİ OKULLARI'NA DAİR Yazdır E-posta

Imageİnsanlık ötelerden ivme kazanmış, kaynakları Saadet asrına uzanan bir hareketle karşı karşıya olduğunun farkına varıyordu. Karşılıksız sevginin nasıl olduğu böylece ortaya çıktı. “Önceden savaşıyorduk kendi aramızda. Ancak şimdi aynı sıralarda oturuyoruz, insanlığın barış, sevgi ve daha iyi bir gelecek umutlarına dair ne varsa birlikte yaşıyoruz” diyor ve böylece dünyanın dört bir tarafında açılan okulların insanlık için önemini ilan ediyordu bir çiçek yüzlü genç.

 Yeni bir dönemeç duruyor insanoğlunun karşısında. Geçen yüzyılın savaşlar ve savaşların sebep olduğu hadiselerle boğuşarak heba edildiğini göz önünde bulundurursak eğer bu ifade çok önemli. İnsanların gördüğü ve birebir yaşadıkları da bu aslında… Başka bir örneği olmayan, gücünü insanlığın varlık sebebinden alan ve tamamen insan merkezli bir yapılanma duruyor karşımızda. İnsana insanca muamele eden anlayışın farklı bir tezahürü…


Anadolu’dan yükselen bir ses gönüllere akıyor ve insanın ruhuna hitap eden, gerçek vazifesini idrak ettiren ayrıca kendisini keşfettiren o sesle birlikte, kısa bir süre içerisinde dünya adanmış gönüllerle tanışmaya başlıyordu. İnsanlık ötelerden ivme kazanmış, kaynakları Saadet asrına uzanan bir hareketle karşı karşıya olduğunun farkına varıyordu. Karşılıksız sevginin nasıl olduğu böylece ortaya çıktı. Beklenen sevgi kahramanları karşılarındaydı zira insanların. Bambaşka bir eğitim felsefesi ile yeni bir hayata adım attılar farklı ırktan, renkten ve inançtan binlerce çocuk. İnsanlığın varlık sebebini kendilerine rehber edinenlerin aynı düşünce ve duygu birlikteliği içerisinde verdiği eğitim sayesinde sınırların ortadan kalkmaya başladığını gördük ilk başta. Ardından gerisi de akın etti zaten. Orta Asya’nın steplerinden başlayan eğitim hamlesi, yüzlerce yıldır sevgisizlik ikliminde kuraklaşan Afrika’nın bağrına kadar uzandı.

Şimdilerde şaşkın bir şekilde izlenen, takdir edilen ve dünyaya örnek sistem olarak takdim edilen okullarda insanları etkiyen en önemli faktörlerden birisi kalitenin üst düzeyde olması ve kalitenin korunması… Dünyanın hangi ülkesine gidilirse gidilsin bu okullardaki kalitenin çok da değişmediğini görüyor herkes. Belki iklime, kültüre ve inançlara göre değişmeler görülebilir ve farklılık arz edebilir. Ancak kalite farklı bir konu ve bu konuda asla taviz yok. Türkiye’den yetişen öğretmenler üst düzey bir donanım ve inançla eğitime hizmet ederken, yerel eğitim sistemini iyi bilen kaliteli öğretmenler de bu öğretmenlere eşlik ediyor. Her iki ülke kültürünün karşılıklı anlaşmalarını tamamlıyor. Ayrıca güven tazeliyor. İlk başta garip karşılanan bu okullar gün geçtikçe kendilerini ispat edip kalitelerini ortaya çıkarıyorlar. Kaliteli eğitim sisteminin kaliteli nesiller yetiştireceği gerçeği de böylece devreye giriyor.

İnsan kalitesinin yanı sıra kaliteli eğitimi destekleyen en önemli unsurlardan birisi teknolojinin etkin bir şekilde ele alınması. Bu okulları ziyaret edenler teknolojinin insan merkezli bir şekilde bu derece üst düzeyde kullanılması karşısında da şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Burada asıl önemli nokta teknolojiyi eğitim merkezli uygulamalarda nasıl kullanabilirimin uygulamaya geçirilmesi. Doğrusu geleceğe yönelik bu derece aktif bir yönelim çok zor bulunabilecek bir durum. Bu okullar özel ayrıcalıkları herkesin dokunabileceği bir şekilde öğrencilerin önüne sunuyor. Öğrenciler de o andan itibaren bambaşka bir düşünme kompozisyonu geliştiriyor, dünyaya bakış açılarını bu kompozisyona göre düzenliyorlar.

Türk okullarında eğitimdeki kalite zincirleme bir şekilde gelişiyor. Eğitimcilerin kalitesine eklenen fiziki imkanların öğrencilerin derslerine olumlu etkiler yaptığı görülüyor. Öğrenciler kendilerine sunulan hayatın farkında olarak dört elle sarılıyorlar bu yeni sisteme. Bazen çevrelerindeki okulların imkansızlıklarını düşünüp yapıyorlar bunu bazen de eğitime ve hayata getirilen saygı ve sevgi unsurunun samimi sıcaklığı ile. Burada monoton bir hayat tarzı yok onlar için zira. Sistem içerisinde tatlı bir disiplin ve sıcak bir dokunuş. Yüzlerce okulun duvarlarına kadar sinen, insanı ferahlatan bir dokunuş bu. Bazen yanakta, bazen saçlarda… İnsanlığın en çok ihtiyaç duyduğu bir dokunuş…

Bu noktada önden giden atlıları ve onları takip edenleri görmek lazım. Hiç kimse atını dizginleyip çıkamaz öylesine. Geride bırakılan hayatlar vardır çünkü. Onları düşünmeden geçirilecek bir dakika bile yoktur belki. Farklı iklimlerde, farklı coğrafyalarda ve farklı kültürlerde bırakın eğitim öğretim adına bir şeyler yapmayı anlaşmak bile zor olabilir insanlarla. O kadar çok sebep var ki dön diyen. Fısıltılar yükselir şahsi dudaklardan “Hadi artık dünya sizi bekliyor” namesini dinleyen kulaklara doğru. Adanmış olmak kolay değildir işte. O orada kalacaktır. İnsanlığın varlık sebebi için kalacaktır. Fedakarlık bunu gerektirir. Ve o da aldığı görevi başarı ile yerine getirmenin hazzını yaşayacak ve başarıyı kibirlenmeden sahibine havale edecektir. Fedakar dokunuşlarla öğrencilerinin ruhuna akacak, gerçek insan modelini sergileyip örnek olacaktır. İşte insanları etkileyen bir diğer özellik: Adanmışlıkla yükselen fedakarlık…

Öğrenciler madde ile mana arasındaki dengenin nasıl oluşturulabileceğine dair ilk eğitimlerini bu okullarda alıyorlar. İnsana değer katan her şey bu sistemde mevcut. Öğrenciler bir taraftan fen ilimlerini öğreniyorlar diğer taraftan da eğitimcilerinin “HAL” dilinde gerçek insan portresini. Dayatma asla yok buralarda. Yerel kültüre saygı var aynı zamanda. Öğrencileri incitmek yok ancak hiçbir şekilde incinmek de. Yani eğitim ve inanç buluşuyor hal dilinde. Kendilerini sevdiren eğitimciler, kalplarda kabul edilmenin farkındalığı içerisinde hareket ediyorlar. İnançlarını ona göre yaşıyor ve yaşatıyorlar. Bir sevgi atmosferinde hayata sesleniyorlar. Çocuklardaki insanca farklılığı gözlemleyenler, en temel kurallarda bile insani bakış açısını görüyor ve bunu örnek model olarak anlatıyorlar.

Çocuklar bu okullarda ailelerinden bir ferdi bulmuş gibi oluyorlar. En sevdikleri insan yanı başlarında oluyor her zaman. Eğitimciler bir baba, anne, ağabey ve abla şefkati ile yaklaştıkları anda öğrenciler daha bir sevgi ile bağlanıyorlar kendilerine. Sevgi okulu olmanın en temel anahtarı karşılıksız sevgi sunmak. Beklentilerden uzak Rahmani bir tavır bu. Öğrenciler kendi dünyalarından sıyrıldıklarında işte böylesine zengin ve görkemli bir dünyaya doğru kanat çırpıyorlar. Bu arada değişik vesilelerle birçok kültürü de tanıma fırsatı buluyorlar. Hal böyle olunca zenginleşiyor hayatları, değişiyor bakış açıları. Bu da neredeyse dünyayı çepe çevre saran bir gözlük takmaları anlamını taşıyor. Bu gözlük farklı kültürler eşliğinde dünyayı daha iyi tanımalarını sağlıyor. Bir düşünün, sevgi ikliminde bir çok kültür tanıyan ve zenginleşen hayatların, bir umut bekleyen yaşlı dünya için nasıl bir ayrıcalık olduğunu…

Gittikçe dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşları haline geliyor bu okullar. Dünyada barışı temsil eden neredeyse en büyük oluşum. İnsanların bakışları da dolayısı ile bu okulların üzerinde yoğunlaşıyor. Silahların gölgesinde barış soluklanabiliyorsa bu okullarda, insanlık adına en temel değerler veriliyorsa buralarda, sevgi adına destanlar yazılıyorsa, ilahi aşkın cilveleri sunuluyorsa, ailenin önemi ortaya konuyorsa, barış anlatılıyorsa her daim ve barış soluklanıyorsa, birbirlerine karşı silah çekme potansiyeli olanlar aynı sıralarda oturabiliyorlarsa eğer ve büyük bir başarı kazanılıyorsa bakışların üzerinize çevrilmemesi mümkün değil zaten. Bu yüzden de büyük bir sorumluluğu üstlenmiş durumdalar bu okullar. Değer ölçüsüne göre de üzerlerindeki bu sorumluluk gittikçe artıyor.

İnsanlık umutlarını sürekli ertelemek zorunda kalıyor kalıcı ve gerçek barış için. Bir şekilde insanlık için yola çıkanların tökezlediği, farklı niyetlerin ortaya çıktığı günümüzde “Barış Adacıkları” diye tabir edilen okulları inceleyenler beğenilerini büyük bir coşku ile sunuyorlar. Gençliklerine geri dönüp buralarda okumak isteyenler bile çıkıyor aralarında. Hatta farklı bir ülkede yaşamasına rağmen çocuğumu buraya göndereceğim diyenler de… Dünya etkileniyor işte. Sona doğru yolculuğuna devam ederken huzur içinde yaşamak istediği anlar istiyor. İnsanlıkla özdeşleşen, insanlığın varlık sebebini özümseyen bir hareket bunu önemsiyor. Yeryüzünü kargaşaya sürükleyip de sadece kendilerine has kurtarıcıları bekleyenlere inat bu okullar bütün insanlığın kurtarılmasına yönelik hamleler yapıyor. Ve insanlık gün geçtikçe bu hamleleri doğru teşhis edip yorumluyor. Artık geriye dönüşün olmadığı bu yolda amaç tam barışın sağlandığı bir dünya… Barış adacıkları herkes için sığınacak gerçek bir liman…

VEYSEL KARANİ GÜMÜŞDERELİ

2007-09-09
 
http://www.samanyoluhaber.com/

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >