| Dönüşü olmayan kapı ve Senegal |
|
|
|
Kaderin şu garip cilvesine bakın ki Senegal sömürge tarihi boyunca da hep liman olmuş, ama ihraç edilen mal bu sefer kölelermiş. Gore adasına da gitme fırsatımız oldu. Bir gün yolunuz Senegal’e düşerse bu küçük adaya mutlaka gidin. Başkent Dakar’dan yarım saatlik bir vapur seyahati ile gidiliyor. Diğer adı Köle Adası. Ada tarihi dokusunu koruyarak bugünlere kalmış. İki katlı bahçeli kolonyal dönemden kalma binalar aynen duruyor. Renklerine göre İspanyol sömürgeciliğinden kalma mı, yoksa Fransız sömürgeciliği döneminden kalmamı anlıyorsunuz. Batı Afrika’dan toplanan yerliler bu adada toplanıyormuş. Yani tabiri yerindeyse tam bir hal. İnsanların mal gibi alınıp satıldığı bir yer. Alıcılar gemi ile geliyor adadaki toptancıdan köleleri alıyormuş. Özellikle görülmeye değer olarak kölelerin istif edilip gemilere bindirildiği mekanı söyleyebilirim. Binanın avlusuna girdiğimizde bir siyahi görevli Fransızca olarak batılı turistlere adada yaşananları anlatıyordu. Bir taraftan konuşulanları tercüme eden arkadaşı dinlerken bir taraftan da konuşmacıyı ve dinleyen batılı turistleri seyrettim. Görevli oldukça hırslı ve yaşanan acıları içinde hissederek anlatıyordu. Yaşanan vahşeti dinledikçe içim ezildi, insanlığımdan utandım. O anda batılı turistler dedelerinin yaptıklarını dinlerken neler hissettiler bilemiyorum. Köle binasının en dikkat çekici kısmı da adına ‘dönüşü olmayan kapı’ dedikleri kapıydı. Bu kapı okyanusa açılıyordu. Yetmiş kilo ve üstü köleler bu kapıdan çıkıyor gemilere bindiriliyor bir daha dönmüyorlardı. Annesinden, babasından, çocuklarından artık bir daha görmemecesine ayrılıyorlardı. Aklınıza gelebilir yetmiş kilo altı köleler ne yapılıyordu diye, onlar da öldürülüyordu. İşte o dönüşü olmayan kapıdan milyonlarca siyahi köle gemilere bindirilerek başta Amerika olmak üzere gönderildi. Hüzünlü ada ziyareti sonrası Yavuz Selim okullarının düzenlediği Türkçe olimpiyatları katıldık. Güzel Türkçeleriyle simsiyah çocukların şarkı ve şiirlerini dinledik. okulun başarıları ve bahçesinde gördüğümüz al yıldızlı bayrağımız bizleri duygulandırmaya yetti. Yavuz Selim okullarının etrafında Türkiye sevgi halesi oluşmuş, Dakar Büyükelçimizin ifadesi ile Senegalliler çocuklarını bu okullara yerleştirmek için torpil arıyorlar. Bu sevgi halesinin öyle kolay oluşmadığını da burada not edeyim. Çünkü Fransız televizyonları yıllarca Türkiye hakkında hep terör ve fakirlik haberleri yaptığı için olumlu bir imajımız olmamış bu ülkede. Bir öğretmen arkadaşımızın hatırasını burada sizinle paylaşayım. Okulun açıldığı ilk yıllarda bir grup öğrenciyi Türkiye’ye götürmüşler. Öğrencinin annesi çocuğun çantasına yiyecek koymuş, oralarda fakirlik var aç kalma diye. İşte terör ve yoksulluk ülkesi imajından dost ve kardeş ülke Türkiye imajına dönüşümünde bu okullarındaki fedakar öğretmenlerin çalışmaları büyük rol oynamış. Türkiye Senegal İş adamaları dostluk derneği başkanı Mösyö Cakate ile biraz sohbet etme imkanım oldu. Çok sempatik bir Senegalli. O da diğerleri gibi 1.90’ın üzerinde ve dal gibi. Yavuz Selim okulları ile tanışınca kalbini ve gönlünü Türkiye’ye kaptırmış. Tam bir Türkiye sevdalısı. Türk iş adamalarını Senegal’e davet ediyor, gelin iş yapın diyor. Nisan ayında Senegal’in bağımsızlığının yıl dönümü kutlamaları olacakmış, İstanbul Büyükşehir belediye başkanı Kadir Topbaş’tan mehter istemişler. Dakar sokaklarında mehterin yürümesini, konser vermesini çok istiyorlar. Ne yazık ki şu ana kadar bir cevap alamamışlar. Benden rica etti bu talebimizi medya üzerinden iletir misin diye. İşte ben de buraya yazıyorum. Sayın Kadir Topbaş bu talebe kulak verin. Senegallilerin bu ricasını kırmayın. Erkam Tufan AYTAV / Haber 7
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
|
|