Anasayfa
Türk okulları Yazdır E-posta

kürşat zorluTürk okulları adıyla bilinen öğretim kurumlarının objektif bir değerlendirmeye ihtiyacı var. Biliyorum zor bir mesele... Önyargılar, kabullenmeler ve ötekileştirmeler var. Belki de aynı siyaset ve düşünce coğrafyasında olduğumuz dostlardan sitem mesajları alacağım. Ancak Türk dünyasının hemen her yerinde bulunmuş birisi olarak bir hakkı teslim etmem lazım.

Öncelikle 5 kıta ve 120 ülkede sayıları 1000’e ulaşan Türk okullarının en çok eleştirilen yönü Türkçe öğretim biçimleri. Aslında Türkçenin seçmeli ders olarak öğretilmesi ve eğitim dilinin İngilizce, Rusça veya Fransızca olması. İlk bakışta bu eleştiri tam bir tutarlılık arz etse de, pek çok açıdan irdelendiğinde Türk okullarının yakaladığı başarının altında eziliveriyor. İsimleri önemli değil; pek çok gazeteciyle Türk dünyasında bulunma fırsatımız oldu. Onlar da gördüler ki eğer sokakta bir yabancı -ki bana göre bir soydaşımız- Türkiye Türkçesi konuşuyorsa çoğunlukla bu okullardan mezun olmuştur. Üstelik kent ya da kırsal fark etmiyor; Türk okullarından mezun öğrencilerin önemli bir kısmı çok iyi Türkçe konuşuyor. Hatta içlerinde espri ya da parodi öğrenenleri çokça gördüm. Diğer deyişle sadece Türkçe öğretilmiyor, bir bakış açısı da adapte edilmeye çalışılıyor.

Şimdi düşünelim... Türkiye’de bile insanlar çocuklarını İngilizce öğrenmesi için hangi okullara göndermek istiyor? Ülkemizde yasal olarak anadilde öğrenim yapmayan okulların sayısı nedir? Güzel Türkçemizin dünyadaki yaygınlığı ve çeşitli açılardan kabul edilebilirliği nedir? Kendimizi kandırmayalım; bu ülkenin bilim insanları hala İngilizce barajını aşamadığı için ilerleyemiyor, yükselemiyor. O halde biz bile kendi dilimize hak ettiği biçimde sahip çıkamamışken yabancı bir ailenin en temel yaklaşımı önce İngilizce gibi evrensel bir dilin öğretilmesinden başka ne olabilir. İşte Türk okulları bu yaklaşımın hemen yanına kısmen de olsa Türkçeyi yerleştirmeyi başarmıştır. Artık devlet başkanları bu okulların varlığını tanımakta ve övgüyle bahsetmektedir. “Gençlerimiz bir değil, 2 değil en az üç yabancı dil bilmelidir” diyen Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev, Astana’daki Türk okulunun arazisini hibe etmiş ve açılışını bizzat kendisi yapmıştır. Bugün Kazakistan bürokrasisinin genç ve en başarılı bürokratları arasına bu okullardan mezun olan kişiler girmektedir. Eminim diğer ülkelerde de bu başarı sağlanacaktır. Peki sorunlar yok mu? Var elbette. O başka bir bahis konusudur. Fakat bu başarının şu ya da bu sebeple görülmemesi ya da inkar edilmesi bana göre haksızlıktır.

Geçtiğimiz akşam Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan’ın davetlisi olarak Kızılcahamam’daydık. 8.Türkçe Olimpiyatları madalya törenini ve birbirinden farklı tonlarda sesleri dinledik. Halkın yoğun ilgisinin olduğu gösterilerde dünyanın 120 ülkesinden gelen yaklaşık 800 öğrenci Türkçe düşünüp, Türkçe söylediler. Hemen yanımda bulunan ve madalya takması için sahneye çağrılan Yankı dergisi sahibi Yavuz Kaya’nın yarışmacılara hitaben “Ülkenize hoş geldiniz” sözleri salonda büyük alkış aldı. Sanırım o gece Kızılcahamam tarihinin en büyük organizasyonuna ev sahipliği yapmıştı.

Kürşad ZORLU

06 Haziran 2010
http://www.yenicaggazetesi.com.tr

 

Yorumlar 

 
0 #1 Burak özbek 2010-06-07 07:12
Kazakistandan selam. Doğrusu yazılarını zevkle okuduğum Kürşad beyin okullarımızla ilgili düşüncesini merak ediyordum. Buralaarı iyi bilen biris olarak objektif davranmış. kendisini kutluyorum. Türk dünyasını en gerçekçi ve güncel yorumlayan yazar olduğunu düşünüyorum.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >
Advertisement

Palyaş

Resim Albümü

Köşe Yazıları

Haber Yorumları

RSS

Kimler Online

Şuanda 18 misafir bağlı

Yazı Arama

Video Arama

Sayaç

1 Haziran 2006'dan buyana 6779401 ziyaretçi
Advertisement

Haber Listesi