| Yurtta kara propaganda dünyada kara propaganda! |
|
|
|
AK Parti ve Gülen Hareketi'ni tehlike olarak gösteren, Türkiye'nin şeriata kaydığını öne süren haberlerden biri, Nezavisimaya Gazeta'da çıktı. Erbakan'ı övüp, AK Parti için 'ABD işbirlikçisi' diyen habere göre, bazı gazetecilerin tutuklanma nedeni, hükümete ve ABD'nin bölgedeki politikalarına karşı çıkmaları; Ergenekon davası hakkında yazılar yazmasıydı. Haberde şöyle deniyor: "Laik diye biliniyorsa da ülke hızla köktendinciliğe kayıyor. Bunun açıkça söylenmesi tavsiye edilmiyor. Tutuklanan gazetecilerin kaderi de bunu doğruluyor." Peki, önemli bir gazete vasıtasıyla Rus kamuoyuna ulaşan bu görüşün sahibi kim? 'Siyasi uzman ve Atatürk'ün Mirası Enstitüsü bilgini' diye takdim edilen Ergenekon sanığı İşçi Partisi Başkanı Doğu Perinçek'in oğlu Mehmet Perinçek. Haberi yapan da Moskova'da okuyan M. Perinçek'in yakın dostu Andrey Melnikov. Benzer bir habere imza atan diğer gazete Moskovski Komsomolets. 'Nurcular aşırı örgütünün 12 üyesi tutuklandı' başlıklı haberde ne var? Başlık yeni bir gelişme havası verse de Moskova'daki Türk gazeteciler bunun bir ay önceki bir gelişme olduğunu söylüyor. Böyle bir örgütün olup olmadığı, varsa kimlerce temsil edildiği, Türk okullarıyla ilgisinin ne olduğu muamması bir yana, haberin devamında, Hizbüttahrir adlı örgütten, Çeçenistan'daki intihar saldırılarından ve ilgisiz birçok meseleye değinildikten sonra söz, 'Türkçülüğün ilahi görevi, İslam'ın seçilmiş bir din olması ve özel rolü ile ilgili dersler veren Türk okullarına getiriliyor. Tam bu bayat hikayeler nereden çıktı derken, haberin kaynağı görkemli sıfatıyla karşımıza çıkıyor: Türkiye Cumhuriyeti İşçi Partisi yöneticilerinden Prof. Semih Koray. Hani daha önce yine Rus medyasına, Çeçenistan, Doğu Türkistan ve New York'taki ikiz kulelere saldıran teröristlerin Türkiye'deki kamplarda yetiştirildiğini söyleyen Semih Koray. Bay Koray, şimdi de Türk okullarının Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde ve SüperNATO'nun emrinde çalıştığını, amaçlarının bulunduğu ülkeleri zayıflatmak olduğunu buyurmuş. Rus gazetesi İzvestia'da Viktor Bulavin imzasıyla çıkan haberde de Türk okulları, Turancılık, CIA, Nurcular gibi kavramlar bir sepete konularak, Rusya ve Orta Asya'daki Türk liseleri ağının Amerikan özel servislerinin örtüsü görevini yerine getirdiği gibi büyük bir ifşaat yapılıyordu. Sadece Kırgızistan ve Özbekistan'daki 'Nurcular' liselerinde 130 CIA görevlisi gizli olarak çalışıyordu: 'Bu insanların görünüşü, öğretmen oldukları şeklinde olsa da Amerikan özel servislerinin yöneticiliğiyle çalışıyorlardı. Hepsinin, bu okullarda İngilizce öğretmeni olarak çalışmaları, fakat ABD vatandaşları olmaları ve diplomatik pasaportlara sahip olmaları şüphelendiricidir.' Tam 'Ne büyük hainlik' diyecekken, bu kez karşımıza, gazetenin 'Milli İstihbarat Teşkilatı'nda 20 yıldan fazla çalışmış, Türkiye hükümetinde istihbarat konularında müsteşarlık yapmış' diye takdim ettiği emekli istihbaratçı Nuri Gündeş çıkıyordu. Yazının tek kaynağı, Milliyet Gazetesi'ndeki muhteşem tanıtımı duayen/romantik gazeteci Can Dündar tarafından yapılan ve büyük kısmı internet üzerinden 'kes yapıştır' yöntemiyle oluşturulan Nuri Gündeş'in 'İhtilallerin ve Anarşinin Yakın Tanığı' adlı sözde kitabıydı. Detayları için yer yok, ama istihbaratçı Gündeş'in, Milliyet'i ve Can Dündar'ı heyecanlandıran Türk okulları-CIA bağlantısına dair tek delili, Milli Eğitim Bakanlığı'nda yurtdışındaki okullarla ilgili bir toplantıda konuşan, Özbekistan'da görevli bir okul yöneticisinin CIA bağlantısını itiraf ettiği ve bunun da devletin yayımladığı bir kitapta yer aldığıydı. Halbuki o kitap ortaya çıktı. Gündeş'in tersyüz ettiği, Dündar'ın alet olduğu sözlerin aslı şundan ibaretti: "ABD, dostluk köprüsü adı altında getirdiği 70 öğretmene diplomatik statü kazandırdı. Eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, diplomatik statü konusunda bize yardımcı olursa, Türk öğretmenlerin itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz." İsteyen detayı için 22 Aralık 2010 tarihli Zaman'a baksın. Osman Nuri Gündeş'in Türk okullarına 'ajan' iftirası - VİDEO Ama gerçeği arayan kim? Bu büyük iftira için ne Gündeş ne Dündar milletten özür diledi. Wikileaks belgelerinde ABD istihbaratının Gülen Hareketi aleyhine yazdığı raporların ortaya çıkması bile bu kampanyayı kesmeye yetmedi. Şimdi sapasağlam bir iddiaymış gibi bu saçmalıklar, Rus basınına servis ediliyor. Operasyon, burada da bitmiyor. Tüm bu haberler, 'Rusya Fethullahçıları casusluktan tutuklandı' başlığıyla, dün Aydınlık gazetesinin sürmanşetindeydi. Yanında da bu haberlerin kaynağı olan Semih Koray'ın ifşaatı analiz eden yazısı. Herhalde fazla söze gerek yok. Sadece Oda TV'de bulunan Ulusal Medya2010 belgesinde Ergenekon severlere önerilen şu stratejiyi hatırlamakta fayda var: 'AKP ve cemaate karşı ulusal medya topyekün harekete geçirilmeli; propaganda ve kara propaganda unsurları etkili bir şekilde kullanılmalıdır.'
09 Nisan 2011, Cumartesi |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
|
|
Yorumlar
Aziz Karaca http://www.yenimesaj.com.tr azizkaraca@yeni mesaj.com.tr
Bir zamanlar ?altın nesil? yetiştiriyoruz diye dağa taşa, uçan kuşa haber salınmıştı, hasat mevsiminde köylünün çiftçinin ürününden kendi çoluk çocuğu tatmadan bu ?altın nesilcilerin? çuvalları doldurulurdu.
Kırsal kesimdeki vatandaşa, eli nasırlı, yüzü güneş yangının esmerleşmiş çiftçiye böyle yanaşıyorlardı ve yüklerini boca ediyorlardı.
Yıllar yılları kovaladı, on yıllar on yılları kovaladı, yetiştiriyoruz dedikleri söz konusu nesil yetişti, hem de elleri, makamları en üst makamlara ve mevkilere yetişti ama, köylü Mehmet amcanın; ?oğlum ben sana vali olamazsın demedim ki adam olamazsın dedim? vecizesinden olduğu gibi ufukta yetişen adam görünmüyordu.
Aynı nesil, dışa karşı, dış tehdit ve tehlikelere karşı sinirleri alınmış, hassasiyetleri törpülenmiş, dini ve milli refleksleri buharlaştırılmı ş, haçlı dünyasına sevdalanmış, ?onlar düşman olsa da biz dost olmak zorundayız? şeklindeki türedi bir anlayışa odaklanmış, ?kafirlere karşı gayet munis ve müşfik, müminlere karşı ise gayet sert ve haşin? ve de acımasız bir nesil?
Şimdi işte o nesil memleketin her yerinde, her alanında, her kurumunda iş başında ve gördüğünüz gibi işiler hep sarpa sarıyor.
Şimdi şimdi anlıyoruz ki birileri Anadolu coğrafyasında ?altın çağını? yaşaması için, onların bu sinsi planları aksamadan yürümesi için hem milletin kaynakları hem de çocukları kullanılmış, ?altın nesil? altın tas içinde o birilerine takdim edilmiş.
?Altın nesil? memleketin altını üstüne getirirken, kaos ve kargaşa oluştururken, bir lokma ekmeye muhtaç, bir yudum huzura muhtaç hale getirirken bundan en fazla işte birileri istifade etmektedir ve edecektir.
Şair ne güzel ne demiş:
?Kılavuzun gereği yok
Yolun sonu görünüyor.?