Anasayfa
Emeklerin ve duaların meyveleri Yazdır E-posta

ImageO, birçoklarının hayatını kararttığı Avrupa’da, kendisini korumuş, özünden ve kökünden kopmamış, hâlis bir elmas olarak kalmış; göz göre göre kömürleşenlerden ayrılmış, seçilmişti. 


O yaşına rağmen bir kadın olarak işçiliğine devam ediyor; ama her sene iznine denk getirerek hacca gidiyordu. Hiçbir zaman hayırdan elini çekmemişti. Elinden geldiği kadar câmilere, dinî programlara gider, pek çoklarının katılmasına da vesile olurdu.

Birkaç senedir yeni bir hizmeti de tanımıştı. Afrika’daki okullardan, eğitim hizmetlerinden bahseden bu insanların hâl ve tavırları daha çok hoşuna gidiyordu. İmkânı nispetinde oralara bunlar vasıtasıyla burs gönderiyordu. Cidden verilen eğitime ve yetişen öğrencilere merak da duyuyordu. Ona, “Bir gün burs verdiğin bu çocuklar karşına çıkar.” da denilmişti...

Türkiye’yi yerinden oynatan DİLSET’in Türkçe dil olimpiyatını TV kanallarından seyretme imkânını bulamamıştı. Ama içinde büyük bir arzu olarak kalmıştı. Bir gün arkadaşları CD’lerin geldiğini, toplu halde seyredeceklerini söylediler. Çok sevindi. Bu, onun için büyük bir müjdeydi. Programı heyecanla izliyorlardı. Dünyanın pek çok ülkesinden gelmiş, ayrı ayrı ırk ve renkten çocukların Türkçe konuşmaları, şiir okumaları ve şarkı söylemeleri gerçekten insanın duygularını coşturan büyük bir olaydı. Küçücük bir kızcağızın baştan sona bütün kıtaları ile İstiklal Marşı’mızı okuması gözleri yaşartmıştı. Herkes bir his tufanının içinde yüzerken gülünecek sahnelerde bile Elmas Hanım’ın ağlamasını sürdürmesi arkadaşlarının dikkatini çekti.

“Sana ne oluyor böyle?” diye sordular. O dedi ki: “Siz bana ‘Bir gün burs verdiğin çocuklar karşına çıkar demiştiniz. Dün gece bana ‘İşte burs gönderdiğin çocuk bu... Bu senin çocuğun!’ diye bir çocuk göstermişlerdi. Şimdi onu karşımda görüyorum. Hani biraz önce şov yapan, herkesi güldüren, İkbal Hanım’ı hafif korkutan, sonra, ‘Korkmayın, ben de sizdenim.’ diyerek babası gibi sevdiği Meded öğretmeninden şiir okuyan zenci öğrenci var ya, işte rüyamda bana gösterilen o çocuktu!.. Dediğiniz çıktı. Allah onu bana önce rüyamda, şimdi de videoda gösterdi. Onun için sevincimden ve heyecanımdan ağlıyorum.” Herkes bu sözler karşısında donup kalmıştı. Merhum Ali Ulvi Kurucu Ağabeyimiz, ihlaslı ehl-i hizmet gençleri görünce, “Siz benim kabul olmuş dualarımsınız!” derdi. Bu kadar genç de işte, güzel niyetlerin, temiz emeklerin ve edilen ihlaslı duaların meyveleriydi...


Ey gözyaşlarının
Suladığı fidan,
Ey ruhda açan
Gönülde tomurcuklanan
Nâzenin çiçek,
Ey kalb sadefinde
kıyamete dek
Gülümseyecek inci,
Ey duaların meyvesi!..
Bu sesi ve bu nefesi,
Senin destanlarında
tükettik...
Şimdi, bir ışık belirdi
Ziya ziya gözlerimize
Bir Yavuz yürekli,
Yunus nefesli
Gökte aranıp yerde bulunan
Adına binler destan yakılan
Bir yiğit gibi çıktın karşımıza, soruyoruz sana
Son defa bir daha
Yusuf, sen misin yoksa?.

ABDULLAH AYMAZ

04.09.2006
http://www.zaman.com.tr

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

< Önceki   Sonraki >

Palyaş

Resim Albümü

Köşe Yazıları

Haber Yorumları

RSS

Kimler Online

Şuanda 20 misafir bağlı

Yazı Arama

Video Arama

Sayaç

1 Haziran 2006'dan buyana 6789977 ziyaretçi
Advertisement

Haber Listesi